…nım, elinin tersiyle alnına vurdu. Sersemleyen sineğin çıkardığı sesle gözlerini aralayıp el yordamıyla yerde duran gazeteyi aldığı gibi duvara yapıştırdı. Sinek, kuruyup yere düşene kadar duvarda kaldı. Gazete ise çoktan bir…
…uk hiç tereddüt etmeden cevap verdi: “Doktor, öğretmenim” dedi gür bir ses tonuyla. Babam gülümseyerek önünde duran kutudan bir steteskop çıkardı ve çocuğa uzattı. “Tahmin etmiştim Mustafa, yeteneklerin ve zekân doktor olman…
…içine girmeye çalışırdım. Onları bir tren yolundan farklı kılan şeyin elimin düzlemine serpilmiş toprak gibi duran kan benekleri olduğunu zannederdim. Fazladan birkaç ayağım olsa bu çizgilerde yavaş yavaş yürümeyi dener, ark…
…alabildiğince karanlıklara, karanlıklardan sonsuzluğa, oradan maviye çıktı tüm yollar, okyanuslara ve en son durak da ruh istasyonumdu. Durdum kendi üzerimde kendi kendime, indirdim tüm çok bilinmeyenli nesneleri. Sonra alma…
…yuşmuştu ve ellerim de. Konuştuklarımı duymuyordum. Affet Cemal. Gözlerim dışarıda, ağacın ufacık bir dalında duran kara kargada. Uç diyorum içimden, uç. O ne zaman uçarsa o zaman anlatacağım Cemal’e her şeyi. Uçmuyor. *** Ür…
…şey zaman ve mekânda ne çabuk değişiyordu Artık aynı yoldan gitmiyordum işe Yeni yollar keşfediyordum Farklı duraklardan, farklı otobüslere biniyordum Bir gece ayazında karahindiba bulup üfleyerek, tüylerinin uçuşunu izleyebiliyor…
…hsur kaldım adanda, avcundaki çizgilerden Bir yol çiz onlardan bana, yol haritam olsun Sabah sarıldığımız son duraktaydım Yetişmem gereken yerler vardı hepsini boşverdim Arabalar, otobüsler geldi geçti birinde seni göremedim Ve sen…
…edi ki? Şimdi bir dükkanda beni hatırlayan birisini görünce eski günler gelir aklıma. Eski günlerde köşelerde duran abilerimiz vardı. Onlar sokağımızın yılmaz koruyucusu ve sakiniydi. Kimse sokağımıza giremez, yani girerdi de…
…lara kadar uyumamış insanların ter kokuları.. Ciğerlerinde dolaşıp dışarıya atılmış dumanların kokusu.. Yanıp duran lambaların is kokuları sinmişti sanki boyalara... Burada sayısız kokular vardı, kimden kalmış bilinmiyor, ama…
…yor, dizlerini paramparça eden buz kristallerine küfredip tükürüyordu. Gözlerini açtığında bir nefes uzağında duran annesi içi acıyarak ona ilaç sürüyordu. Kahverengi olan değil de su gibi olan çok yakıyordu canını. Annesi tü…