…ayışı ve kendini koruma güdüsü arasında sıkışmış bir karakter olarak karşılıyor. Bu durum ise okuyucuya insan doğasının karmaşıklığını ve insanın çevresel etkiler altında nasıl dönüştüğünü tekrar tekrar sorgulatıyor. Sonuç olarak…
…alışan delikanlıya takıldı gözü. Kırmızı tişörtü üzerine yapışmıştı. İçinde acımayla sevgi karışımı bir duygu dolmuştu. Birkaç dakika sonra arkalarda kalan delikanlının ardından “Umarım yerine sağ salim ulaşır.” dileğini gönderm…
…in aç kalmışlığım da oldu Bir kapta boğulurum yemek getirseniz bilmezsiniz Boş tabak veremem ayıptır, Ama ben dolu tabak da veremeyecek kadar fakirimdir İnsan dediğiniz haram lokmadır demişti sufi Kim sevdiyse boğazında bir…
…n farklı kıyılarında iki değirmen, Belki yassılaşmış, zehirli kaktüs Ve yıkılışa şahit olmuş bereketli Simurg Doğagelir bize doğru Durur zaman dibimizde. Eh. Tuttun sen de ellerinde almayı, Gecenin tüm yıldızlarını saydın, gitmey…
…, hayal kırıklıklarını eskimiş birer eşya gibi kapının önüne koymuş, kalbimin her bir yerini yepyeni hislerle donatmıştım. Nihayet birilerini kalbime buyur etmeye hazırdım. Çok geçmeden bunu da başardım. Kalbimde birini ağırlamaya…
…arları açık sarıya boyanmış. Sulu yemekler ve çorbalar var seçenek olarak. Bir de Kemalpaşa tatlısı. İkisi de domates çorbasında karar kılıyor birbirinden habersiz. Mevsimi geçmeden bol bol yemek lazım diye düşünüyor kızıl saçl…
…kirini döken kişi, şimdi de o suyu içmektedir. Ticaret akıştır. Birileri akışı engellediğinde kirli su içmek doğallaşır. Su arıtım tesisleri boşuna kurulmamıştır, bankalar gibi...
…eşin üşüyüp de bulutla örtündüğü Cildi kanser edenin kemiği sağalttığı İyi ve kötü günlerin sırayla kapı kapı dolaştığı Hayrın şerre şerrin hayra açıldığı Aşılan engelin giderek büyüdüğü Yürünen yolun uzadığı Kalabalığın yalnızlı…
…baktım gayri ihtiyari: klorlu sudan kuruyup çatlamış parmak uçlarıma. Burnumun sızlayan direğinden gözlerime doğru yürüyen yaşları engellemedim. Koltuğa oturdum öylece. O da gitti öbür koltuğa kıvrılıverdi. Babam diyalizden…
…insan dolu, büyük çoğunluğu neye ihtiyacı olduğunu bilmez, ama bildiğini ileri sürer, tarla sürmez ama evrak doldurur, bir aracın deposunu dün şu kadara ve bu gün bu kadara boşaltır, sesi çıkmaz ki “gık” denen şeyden haberi ols…