Arap Camii
…evrilmiş dikdörtgen şeklindedir. Her gün yanından geçtiğimiz fakat Müslümanlar için ne kadar değerli olduğunu bilmediğimiz bu mabet, Şişhane’den Karaköy’e inerken Galata’da uğranılacak en önemli yerlerden biridir. Benim de “İstanbul…
50 kullanım · 48 yazı
…evrilmiş dikdörtgen şeklindedir. Her gün yanından geçtiğimiz fakat Müslümanlar için ne kadar değerli olduğunu bilmediğimiz bu mabet, Şişhane’den Karaköy’e inerken Galata’da uğranılacak en önemli yerlerden biridir. Benim de “İstanbul…
…Romalıların çağırdığı Nikopolis’i duyuyorum, nefesim yarım kalıyor duydukça ve yanık bekçisi oluyorum dilini bilmediğim bu toprakların. İnsanoğlunun ihanetine uğramış, başı insan, vücudu yılan, upuzun kuyruğu olan “Yılanların şah…
…. Akıp giden bir hayat vardı orada bir yerde. Mor, kırmızı, sarı, yeşil ışıklar… Neye ya da kime ait olduğunu bilmediğim, bilmek de istemediğim ışıklar… Pencereden uzaklaştım, tüm ışıklar söndü; kapının ardındaki de. Bozuk yaylard…
…rsmak istiyordum. Kahvem bitmesine rağmen ilk defa penceremin kenarından ayrılmadım. Daha ne kadar süreceğini bilmediğim bu bakışma-bakışmama durumunu ilk terk eden olmak istemiyordum. Keşke yakınımda kıçımı üstüne koyabileceğim h…
…bamı istasyonda beklememi öğütledi. Kendisinin nereye gideceğini sorduğumda uzaklara dedi. Ölümün ne olduğunu bilmediğimden anamın da babamın yanına gittiğini sanıp her Çarşamba günü istasyonda ikisini de beklemeye başladım. Bu bekle…
…em... Kuş yuvası olur, çıkardım her ağaç dalında, her çatı aralığında karşısına, ah, bir bilsem... Bir bilsem bilmediğimi, bildiğimi sandığım her şeyi, kapansam ayakları dibine, öpsem teker teker her bir ayak parmağını, gözyaşlarım…
…etine biraz da tebessüm ekleyerek evden ayrılıyordu. Evde yalnız kaldığım bir zamanda, salondaki konuğumuzdan bilmediğim bana yabancı gelen kelimelerle çok ilginç bir şarkı duyunca hemen salona koştum. Alışık olmadığım bir tarzda…
…ını alıp içime düşürüyor. Birden hareketleniyorsun. Ellerimi tutup kapıya doğru koşuyorsun, parmaklarımda hiç bilmediğim bir tat uçuşuyor. "Mutluluk trenlerde icat edilmiş." diyorsun. İnanıyorum. İnanmak, seni anlatacağım bir gece…
…arı birleşti, ıslak dudaklarına kuru rüzgâr esti… “Benim olmayan zamanlarda, işittiğimi görmediğim, gördüğümü bilmediğim bulutta, kimsesizlik yurdunda sensizlikleyim…” Son satırlara bakıyordu. Cildi örten yapışık sayfada kabarıklı…
…, indirdim tüm çok bilinmeyenli nesneleri. Sonra almadan ‘hiç’ olan her şeyleri tekrar kalktım ruhumdan adını bilmediğim istikamet renkli yönlere; Paslı bir trenin derdinden anlamayan otobüsler gibiydi sanki bozkırlar o an. Acısın…