…lüyorum'. Ruhi Bey’e hak verdiğim bir noktadan gülümsüyorum, her şeye rağmen hayatıma. Buruk bir gülümsemeyle bakıyorum, ruhumdan binbir parça eksilten düş kırıklıklarıma. Asla gerçekleşmeyecek düşlerin peşinde parçalarken kendim…
…de ya uyuyacak ya da karşılayacaktım güneşi ve kan portakalı güneş doğdu acıların üzerine feryatların üzerine bakıyordu bize uzaklardan yıkılan anılarımıza baktığımız gibi bizim…
Gözlerim kanarcasına bakıyorum Parmaklarımın arasından kayıp giden zamana. Ve ayaklarım, göğsüme vuran yeşile Sonsuza değin kök salıyor. Unutmak dedikleri kolay, Hatırlamaksa, Koca bir kavganın adı. Kim anlatır hikâyesini bu şark…
…şmış seslere böyle bir imkân tanıdım. Babam beni görmüyormuş, çıkardığım sesleri duymuyormuş gibi televizyona bakıyor. Altmış metrekare evde hızlı hızlı yürüyorum. Öyle ki bedenimin hızı etrafta rüzgâr oluşturuyor. Rüzgârın da…
…ndı gitti” diye düşündü. Açmaya eli, bakmaya gönlü varmadığı eşyalara baktı. Her biri de ona yabancı gözlerle bakıyordu. Yarım asırdan fazladır canları sıkılmış olmalıydı. İçindekileri çeyiz müzesine teslim etmek üzere kapattı sa…
…abirciler de var tabii. Bir rüya alıyor, eviriyor, çeviriyor, biraz ona yoruyor ve biraz da genelden vuruyor. Bakıyor ki karşısındaki uyumaya devam ediyor, nice kehanetler sunuyor, cepleri parayla doluyor. Yeni bir bakış açısı…
…ırakmak istiyordum. Ayaklarıma kara sular inmişti. Birden içeri Ali Cengiz Bey girdi. Begonvil’le birbirimize bakıyorduk. Donup kalmıştık. Bir hafta önce gördüğümüz adam, bu adam olamazdı. Omuzları çökmüş, sanki on yaş birden yaşl…
…el olarak inandığı şey zamanın kendisidir; ona sunulan ve adına “zaman” denen veri değil. “Sen aslında yanlış bakıyorsun. Akrepler yelkovanları değil; yelkovanlar akrepleri kovalıyor...” şeklinde düşünen bir kişi ise her bir “gün”…
…limanındaki yürüyen bantlara konan bir bavul gibi çocukluğum... Her geçen an uzaklara gidiyor; o giderken ben bakıyorum, gittikçe küçülüyor, bense kaybolmasından ölesiye korkuyorum. Canım çocukluğum, canım 90'lar, bildiğim en güz…
…ığın içinde iki ışığa bölündü. Koku tanıdıktı, hisler tanıdık, sesler tanıdık… Parlak ışık, eğilmiş mavi mavi bakıyordu ona. O kadar güzeldi ki o ışık olmak istedi. Onun gibi kokmak, onun gibi konuşmak. Minik tombul elleriyle ışı…