…k sehpanın uzağında oturan gri cüppeli, sarıklı ihtiyarın elinde yeşil doksan dokuzluk tespih. Acelesi yoktu, ağır ağır çekiyordu. Ortalık aydınlanmadan birkaç kişi otobüsü kaçırma korkusuyla koşturarak sokaktan geçip gitmiş…
…şekilde: “Senden nefret ediyorum.” diye haykırdı. Adam olduğu yere yıkıldı. Kurşun yemişti adeta sol yanına. Ağız silahından çıkan bilmem kaç kalibrelik söz mermisi muhatabının tam da yüreğine isabet etmişti. Kadın, ağız na…
…duyguları kalbinin derinliklerine gömüverdi. Yükselişini engelleyecek ne varsa yakında edineceği kartvizitin ağırlığı altında ezildi. Sessizliğe gömüldü. Ne söyleyeceğini bilememenin dilsizliğine teslim etmişti kendini. Oys…
…bitirdiğinde ne var ne yok topladı, poşete doldurdu. Rehavet çökmüştü. Kendini koltuğa bıraktı. Gözkapakları ağırlaştı. Tam dalıyordu ki arkasında ne sakladığını bilmediği kapı açıldı. Kâmil Bey elinde poşetle çıktı. Kapıyı çekt…
…ı bir ilaç var. Kemoterapiden sonraki mide bulantıları için alıyor, hatta serum olarak da veriyorlar ama sana ağır gelebilir. - Adı ne? - ……… - Tamam ben gidip bir de onu alayım! - Dikkat et ağır gelmesin, bana da yaz sonra…
…e okumaya gelenlerin de evi oldu. Misafirlerinin ceplerine harçlık koyarak, bir elleri yağda bir elleri balda ağırladı hep. Postacıdan üniversite sonuç belgesini kapıp annesine koşturduğu günü anımsadı. Nereden bilebilirdi büyük…
…bir hayat düşleme vaktine sahip olamamıştı. Kocası İbrahim’i seviyordu. Onun olmadığı bir dünyada var olmanın ağırlığını hissetmediği zamanlardı. İbrahim, yıllar önce ailesine verdiğini düşündüğü huzursuzluktan ötürü hep bir mahcu…
…lik kazandırıp gönlünü kazanacaktım. Düşündüm ona hangi isim yakışır diye. Az kafa patlatmadım. Verdiğim adın ağırlığı altında ezilmeliydi. İlk aklıma gelen, “Rıfkı”ydı. Nereden duydum anımsamıyorum, yumuşak huylu, yavaş, ağ…
…adan. Bu yüzden önce en masum olanlar ayrıldı.” “Çocuklar yani…” “Çocuklar… Sonra onların acısına dayanamayıp ağıtlar yakan anneler, babalar. Geriye dayanabilenler kaldı. Acısını sessizliğinde, suskunluğunda saklayabilenler kal…
…ilk kısımlarını ormandan bile saymamıştı. Gerçek orman dedikleri yer en derinlerde keşfedilmemiş bir tehlike ağıyla örülü olmalıydı. Ve o tehlike ağına ulaştığınızda, işte o zaman, bir gece ormanda marşmelovlarını ateşte pişi…