…. Bunun verdiği tanıdık melankoli kitap boyunca devam etmekte, buna rağmen Plath'in dilinin hafifliği kitabın ağırlaşmasına ve yavaşlamasına engel olmaktadır. Bütün hikâyeyi olanca duruluğuyla okurken kendimizi yalnız hissederiz, Pla…
…er şeyden çok istedim. Sırlar, senin sırların, ama unuttum hepsini. Çiçekler ya da Haydarpaşa Lisesi’ne giden ağaçlıklı yoldaki küçük köşkün bronz bahçe kapısından taşan mor salkımlar... Artık bunlar da bir anlam ifade etmiyor, p…
…en şekle girmesini izlemekten büyük keyif almıştım. Dünyayı yeniden yaratabilecek gücü veriyordu. Dağı, taşı, ağacı, suyu, hayvanları, evleri, bağları yaratabilecek bir güçtü bu. Ellerinle sen ne dersen o oluyordu. Toprak sen…
…böceklere hayretle bakarlardı, kolye yaparlardı iğde çekirdeklerinden. Saklambaç oynarken marifet bilirlerdi ağaç dallarına saklanmayı. Seke seke giderlerdi çeşmeden su getirmeye. Döndüklerinde kaplarının yarısı boş olurdu.…
…ördük. Belki ilaçlar onun değildir. Belki bir yakınınındır. Belki de onundur, evet hastadır; ama neden hep en ağır hastalıklardan söz edip duruyoruz? Hepimiz hasta oluyoruz, ilaçlar alıyoruz. Mühim bir şey olmayabilir,” diye…
…a bir gövdenin gölgesi kaldı. Ne zemheriler vardı ne cemreler düştü yeryüzüne Yüzler ki ne yalancı misafirler ağırladı Gelip geçti acılarımız biz üşüdüğümüzle kaldık Titrek ellerimizi uzatırdık her gece ateşe, Uzandığımız ateşle…
…tohuma dönüşen Ve o baloncuk Bir masumun dudaklarından üflenen Bir çocuk idi Bir gün daha geçti Şükrettim Bir ağaç bir dost edinir gibi Ve bugün hiçbir yıldırım Ekmek tekneme değmedi Yavaş yavaş azaldı yük Bir kutlama başlıy…
…atırlarsın şaşkınlıkla karışık. Şu balkondaki adam elinde kalem, ne yazıyor kim bilir. Pek de umurunda değil. Ağrıyan bacaklarından kaynaklı bir heyecan dikkatini dağıtıyor. İçinde sevince benzer bir kıpırtı. Yarın marketten kö…
…adımında kalabalıklar yutuyordu onu. Kalabalıklar arasında itiliyor, cılız sesi rüzgâra karışıyor, bacakları ağırlığından titriyor, kolları bedeninden bağımsızca savruluyor, üzerine bol gelen pantolonunu çekelemeye uğraşıyordu. Bir…
…eve, bazen bir çöle ve eski istanbul ne kadar değişmişse o kadar ne zaman aynaya baksam suskunluk ve boşluk bağırır yüzüme git derken sesim susar beş dakika yalnızlık ayırdım kendime allah’ın belası kalabalıktan kaçıp deniz…