Rıhtım

Rivad Deva

KRAL HARİÇ HERKES ÇIPLAK

Rivad Deva, Moritanya’da 40 kilo
Kuzey kutbu’nda yaşlı bir erkek,
Masai kabilesinde bebek,
İskoçya’da duvaklı gelin.

“Rivad Deva, seni şimdi bulmam lazım. Askıda tel örgülerin propagandasına hoş geldin! Hayır, hayır. Ya gelirsen... Seni böyle karşılayamam. Limos, Semele, Artemis! Affetmez. Pişmanım.” Saat : 05.15. Şimdi;

“Uyuyacağım
Belki biz bu rüyada mutlu oluruz.
Hieronymus’un dünyasında buluruz belki kendimizi.
Düşünsene Rivad, kral hariç herkes çıplak.”

ÖZET

Bu çalışmada,

İki çocuğunun başucuna süt ve kurabiye bıraktıktan sonra odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olarak bantlayan ve kafasını fırının içine sokarak intihar eden Sylvia Plath’in ,

İntiharın kıyısında dolaşan kadın Tezer Özlü’nün,

Ceplerine taşlar doldurarak kendini Ouse nehrine atarak intihar eden Virginia Woolf’un,

Bileklerini keserek Osmanlı toplumunda intihar salgını başlatan Beşir Fuad’ın,

Yine, bileklerini kesip, kendi kanıyla yakın dostu Mayakovski’ye veda şiiri yazan ve "Ölmek bu dünyada yeni bir şey değildir, ama yaşamak daha da az yenidir “ diyen  Sergey Yesenin’in

'Yalnız hüznü vardır, Kalbi olanın' diyen ve 29 yaşında balkondan atlayarak intihar eden İlhami Çiçek’in,

Hitler'in dünya düzeninin kalıcı olmasından duyduğu korku ve karamsarlık sonucu girdiği bunalımdan kurtulamayıp 61 yaşında karısıyla beraber intihar eden Stefan Zweig’in

11 Ağustos 1992 tarihinde, saat 05.00’de Kadıköy Ümit Oteli’ndeki odasından atlayarak yaşamına son veren Kaan İnce’nin,

“Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın / hepiniz mezarısınız kendinizin...” sözleriyle 13 Ekim 1987 tarihinde, beşinci kattaki evinin, yatak odası penceresinden atlayarak intihar eden Nilgün Marmara’nın sunulması amaçlanmıştır.

SONUÇ

Rivad Deva , I need to find you now…

Mutlak devlet hakimiyetini sağlamak için 13.000 den fazla sivil ve asker öldü Dersim’de.

“Avrupa'da daha önce görülmemiş muazzam ölçüde cani etnik temizlikler” vardı bu ülkede.

33 yazar, düşünür, aydın, ozan yangın dumanıyla boğuşurken, polis “Allah-u Ekber” diye bağırdıkları için göstericilere müdahale etmemiştir bu ülkede.

Yunan yerlilerin evleri beyaz haçla işaretlendi, yağmalamadan ve yıkımdan zarar görmediler bu ülkede.

200.000 kişi öldü ve 80.000 kadın tecavüze uğradı Nanking’de.

En genci 16 günlük, en yaşlısı ise 95 yaşında olmak üzere 126 Türk öldürüldü Kıbrıs köylerinde.

Maraş katliamında, katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise ulaşılamadı bu ülkede.

16 Mart 1988'de zehirli gaz bombalarını taşıyan sekiz MiG-23 uçağı saldırdı Halepçe’ye.

Hocalı kasabasında Ermeni intikamlarına şahit olundu bu dünyada.

“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?” diye sordu bir çocuk annesine, bu dünyada.

“Bir beyin gençse ve düşünüyorsa, bu katlanılamaz bir şeydir ve canice bombalanıp kafasının uçurulması gerekir.” diye düşünenler oldu Suruç’ta.

Rivad Deva, Welcome to the propaganda of wire mesh on hangers….

Her şey zaman içinde sevgisini, her şey zaman içinde niteliğini yitirdi. Gün geldi ve bunu hiçbirimiz fark edemedik. Fark edenler de şairin dediği gibi “O güzel atlara binip gittiler”. Özlü, Woolf, Çiçek, Zweig, İnce, Marmara ve dahası, hepimizin yerine çekilmez sınırları, kavrulmuş özgürlüğü, sosyopat beyinleri, aldatılmanın sırrını, hüznün boğumunu, yalan tarihi, dürüst tarihçiyi, kötülüğün hat safhası çirkin arzuları, iyiliğin devası kitap kokularını, kalemin azmini, anlam yitirilmişliğini, bitmek bilmeyen ulusa seslenişleri, açlık grevlerini, ekmeğini kömür kokusunda maden korkusunda geçirenleri, zehir içenleri, acımasız vicdan yitimlerini… Keşfettiler.

No , no If you come, I can’t meet you in this way. Limos, Semele, Artemis !

Rivad Deva, sen o bitmek bilmeyen arzusun. Göz bebeklerinde karşı konulmaz bir lanete hapsolmuşsun. Seni şimdi bulmam lazım. Bileklerimi kesmemem için ya da seçmek neyse ölümlerin en acısını.. Bir sebep söyle! Neden sebepsiz kan arzuları için, bin cami yıkmak günahını taşıyoruz omuzlarımızda? Bir sebep söyle, bir neden. Şimdi;

Nilgün beni çağırıyor pervazları olan o dar geçitten
Sonsuza sürüklendiği taş balkona.
Ve ben izin vereceğim onun “Yoluma kuş koymasına.”
Burası kötü bir yer Deva ve ben bu acıyı kaldıramıyorum ertesi güne.

They won’t forgive. I’m so regretfull.

ONLAR AFFETMEZ.

PİŞMANIM.

 Virginia-woolf-chair

 

 

Yorum bırak
Misafir olarak yorum yapın Yorumlarınızı profilinizden takip etmek ve düzenlemek için okur hesabı oluşturun.
E-posta adresiniz yayımlanmaz. Güvenlik ve spam denetimi için IP ile temel cihaz bilgileri kaydedilir.
%0
Rivad Deva