Oyun Devrimi
…, bazen de birileri gelip “Ya, bu çocuğu almayalım. Son üç oyundur yenemiyor, lanetli falan sanırım.” benzeri yorumlar yapıyordu. Ortam iyice gerilirken, o bölgenin yöneticisi çözüm odaklı bir öneride bulundu: “Burası eşitlikler…
1 kullanım · 1 yazı
…, bazen de birileri gelip “Ya, bu çocuğu almayalım. Son üç oyundur yenemiyor, lanetli falan sanırım.” benzeri yorumlar yapıyordu. Ortam iyice gerilirken, o bölgenin yöneticisi çözüm odaklı bir öneride bulundu: “Burası eşitlikler…
…dığı mesajdan bile gerilik akıyor. Akşama kadar sayısız dosya götürüyorum önüne de altına imza atıyor. Kafayı yorup benim yazdığım raporları bile dikkatli okusa belki birkaç şey öğrenir de doğrusunu yazar ama bu aptal imla ne…
…ekiz yaşındaki kadının son kez düşüncelerini haykırdığı ufak bir yazı. "Uykusuz kaldım gecede, yalnız başıma. Yorgunluk ayak parmaklarımdan tırmanıp, bütün vücuduma hakimiyet kuruyor. Yavaş yavaş eriyor bedenim. Yazı yazmaktan yo…
…. Yola çıkmadan manava uğradım. Meyve ve sebzeleri alıp, dönene kadar orada bırakırsam rahat olacaktı. Akşama yorgun argın çarşıdan gelince onları seçmekten kurtulacaktım böylece. Kendimi tezgâhtaki renk cümbüşünün arasına atm…
…kendimizi. Ancak yarın yanımızdakinden tekrar “psikoz” kelimesini duyunca şaşırmayalım. Anlamlar ve duygular, yorucu şeylerdir.
…ütün hayalleri yarım bırakır... Isırıp ısırıp ziyan eder Hayatın dışına taşar Bulaşır bir hayalin hayaletine. Yorgun bir soluk olur Aldığı kadar yaşar Verdiği kadar ölür... O ölü bir öksürüktür: İçimde bir mezar açar Gidip o m…
…urada bence anlatılmak istenen şey, toplum baskısının, militarizmden bile kuvvetli olduğuydu. Bu durumu şöyle yorumluyorum: Vietnam Savaşı sırasında yapılan propagandada askerlerin Vietnam’a giderek komünizme karşı savaşacakları, ül…
…tmedi bu tabloları. İlk zamanlarda tek derdi eğlenmekti. Fakat bir süre sonra ortaya çıkan tabloları kendince yorumlamaya, eksik kalan yerleri doldurmak için özel çaba sarf etmeye başlayınca kurtulamayacağı bir oyunun orta yerinde…
Yorganı kafama çektiğimde annem gelir, baş ucuma otururdu. Onun buğday teni, sarı ışığın altında parlarken ben, zar zor nefes aldığım karanlıkta "Biraz daha! Biraz daha!" diyerek zamanı uzatmaya çabalardım. Her defasında "ya bi…
…dar yalnız ve aciz olduğumuzu anlıyoruz. Olduğumuz değil olmaya çalıştığımız kişiliğin hayatı bizi fazlasıyla yoruyor. Gerçekler canımızı acıtıyor. İşte tüm bunlardan dolayı ölümü sevmiyoruz. Duyar duymaz kulaklarımızı tıkıyoru…