Tek Mevsim
Canım Dostum Bahar'a Sonbahar Gözlerini kapatıp serin rüzgârın kokusunu içine çekti. Yolun karşısına geçmeden önce birkaç kez derin derin nefes aldı ve bu nefesleri her verişinde yalnız olmadığını hatırlattı kendisine. Orad…
340 kullanım · 234 yazı
Canım Dostum Bahar'a Sonbahar Gözlerini kapatıp serin rüzgârın kokusunu içine çekti. Yolun karşısına geçmeden önce birkaç kez derin derin nefes aldı ve bu nefesleri her verişinde yalnız olmadığını hatırlattı kendisine. Orad…
…a ki küçük bir şişme botun üzerinde o göçmen bebeği bulana kadar. Deniz, kendi Deniz'ini alıp başka bir Deniz yollamıştır ona hediye. O morarmış bebeğin minicik ağzıyla hayata tutunma çabası Mesude ve Mustafa’nın da hayata tekrar t…
…opladıktan sonra koltuğunun altına kıstırdığı bir kitap ve cebinde şıngırdayan anahtarlarla düşmüştü çarşının yoluna. İlk işi bankaya gidip alın teri parasını çekmek, sonra iki sokak ötedeki bir başka bankaya on gün gecikmiş k…
…la iskeleden ayrıldı. Hayatın içinden akıp giden insanlar geminin ardında bıraktığı beyaz köpüğü fark etmeden yollarına devam ettiler. Şehir gezginleri rehberin elindeki kalabalığa tepeden bakan flamanın ardına takıldı. Hemen sağ…
…an. Dudaklarını pıtırdatarak ninesine Fatiha gönderdi. İyi olacak her şey. Güzel olacak. Kar bütün kem işleri yoluna koyacak, olmazı olduracak. Ne Nimet’in canı yanacak, ne de Seyit abisinin. Bunun başka çözümü yok. Böyle karl…
…anadına. İnsanlar minicik görünüyorlardı buradan. Evler, arabalar, ağaçlar… Her şey minicikti. Öyle güzel bir yolculuktu ki… Uyandığında gerçek olmadığına üzülmüştü. Sabah yine herkesten önce uyandı. Terliklerini sessizce giyip av…
…an için kendilerini tutmaya çalışıyor, susuyorlar, sonra yine göz göze gelince koyuveriyorlar kahkahaları. Anayolun kenarındaki oyun parkındalar. İkisinin dışında sadece bankın birine kıvrılmış kimsesiz ihtiyar ile uzaktan u…
…eyeceğim.” dedim, elimde ayraç olarak kullandığım ıhlamur kalemimle kitabımı göstererek, “Sonra da ufka doğru yolculuğa çıkacağım.” Yazan: Kübra Ertürk
…çlarını okşar gibi ağaçların yapraklarını dallarından koparıyordu. Yere süzülerek düşen yaprakların bir kısmı yola bir kısmı da mezarlığa düşüyordu. Yol, sarı yorgan ile kaplanmıştı. Mezarlık ile çocukların oyun oynadığı ta…
…e ulaştığındaysa zihninin telleri her an kopabilecekmiş gibi gergindi. İçine çektiği nefes, vücudunun daracık yollarını çizen kirli çalı çırpıdan farksızdı. Kim olduğunu unutarak sabahtan akşama dek çalışanlara has yorgunlu…