Sarmal
…ayvanlar değil, arabaların sacdan gövdeleri dahi yanıp kavrulmaktaydı. Yetmezmiş gibi, güneşin asabiyetinden güç bulan ağır nem dalgası, getirdiği halsizliği her köşe bucağa, avuç avuç, bol kepçe boşaltıyordu. Kırgın bir g…
514 kullanım · 273 yazı
…ayvanlar değil, arabaların sacdan gövdeleri dahi yanıp kavrulmaktaydı. Yetmezmiş gibi, güneşin asabiyetinden güç bulan ağır nem dalgası, getirdiği halsizliği her köşe bucağa, avuç avuç, bol kepçe boşaltıyordu. Kırgın bir g…
…çin evi doldurdu. Hıdır'ın tek yakını Nuri olduğu için taziyelerin sunulacağı başka kimse de yoktu. Cenazeden üç gün sonra tanımadığı bir avukatın aradığı Nuri; Hıdır'ın bütün mal varlığının yasal varisi olduğunu öğrendi.…
…a düşercesine bana bakıyor sandım. Biri dışında genel anlamda o klasik sınıf kalıbına uyan bir görüntü vardı. Üçünün kıyafeti tam takır, saçları taranmış, belli ki tırnakları kesilmiş, bir güzel okul banyosu da yapılmış. Anne,…
…rayacaktım. Daha resmi idi oradakiler, daha suratsız. İçeride kimse yok. İçerisi serin, gömleğimin bir beden küçük olduğunu hissettim bir an. Belki ayakkabılarım da öyledir; belki çoraplarımı tekrar kontrol etmeliyim. Burn…
…l boyunca Almanya, İsviçre ve İtalya'da yaşadı. Bu onun belki de en verimli yılları oldu. Beş büyük eserinden üçünü bu yıllarda kaleme aldı: Prestupleme i Nekazanie (Suç ve Ceza-1867), Edeot (Budala-1869), Besi (Ecinniler-187…
…an itibaren bu teşkilât maliyeye önemli bir yük getirmeye başlamıştı. II. Mahmud devrinde devlet giderlerinin üçte birini menzil giderleri oluşturmuştu. Bütün bu olumsuzluklar üzerine Sultan Abdülmecid döneminde teşkilât k…
…leketin canına okur... Ya da sizin canınıza biri okur... Okumayan, okutmayan insanların akibetini gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde görebilirsiniz. Sevgiyle kalın... Fotoğraf: AşıkPaşa Gazetesi
…ldü. Böylece, aşırı bir yorgunluğun verdiği uyuşukluğu daha da büyük bir yorgunluğun ıstırabıyla gideriyordu. Üçüncü ayın sonunda, Elif ile birlikte üçüncü defa içmeye gittiler. Kendini unuttu, yaşadığı ve yaşarken, duru bir a…
…en çıkmış, İstanbul'un ''üvey evladı'' olarak gördüğü Kadıköy'deki evine dönmüştü. Yolda her gün yaptığı gibi üç Tuborg bira ve sarı leblebi almayı ihmal etmemişti. Birasını içip leblebi yerken asfalta düşen yağmur damlala…
…, senin yüzünden kimse ölmedi, ölen kader yüzünden öldü, şşşş tamam, diyerek kucağında dertop olmuş, büzülüp küçülmüş Nuri'yi hafif hafif salladı. İsmet, - Vah! kaza filan mı abi, tüp mü patlamış, sobadan mı zehirlenmişler…