Sevda Dediğin
…şeyler atıştırıp çıkıyordu evinden. Pencereyi açtığında rüzgâr, sıkıştırıldığı yerden bir boşluk bulup yüzünü tokatladı. “Bu nasıl bir soğuktur böyle.” Diyerek birkaç saniye sonra kapatmıştı pencereyi. İçine çift camın verdiği bi…
25 kullanım · 24 yazı
…şeyler atıştırıp çıkıyordu evinden. Pencereyi açtığında rüzgâr, sıkıştırıldığı yerden bir boşluk bulup yüzünü tokatladı. “Bu nasıl bir soğuktur böyle.” Diyerek birkaç saniye sonra kapatmıştı pencereyi. İçine çift camın verdiği bi…
…şey kim bilir kaçıncıya el değiştirmişti, ayakkabıları hariç. Işıl ışıl ruganıyla bir çift kırmızı ayakkabı. Tokası kelebekli. Birkaç saat sonra annesinin kucağında inmişti çocuk ve onu bekleyen babası vardı aşağıda. Tekerlek…
…oprak oluyor ama üzerinde yaşayan insanlar birbirinden farklı... Topraksız tarım mümkünken (mültecileri karın tokluğuna çalıştıran serbest piyasa tabanlı özel firmalar mevcutken) böylesi bir konuda tartışmak neye yarıyor? Tek çeş…
…. Büyüdüğümüzde ise resimdeki şeylerin bizim olmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ve bu gerçek yüzümüze ağır bir tokat olarak çarpıyor. Temel sorun şu ki bizler hayatta kendimizi ikinci kez yaratma şansına sahip olduğumuz hâlde…
…lar eski kaçışlar mıdır? Hani bir kız vardı böyle ezik mi ezik Kız şimdi nerede? Sesi nerede? Kızın ruhundaki tokat izlerinden bir tablo yaptım Sergiye çıkacak bu pazartesi Sergi için hafta başını seçtim Tazecik hüzünlere kuc…
…i açtı eti. İyi bir et olduğunu anlamış gibi kafamı salladım. Korkutucu kıyma makinesine teptiği eti elindeki tokmakla sıkıştırırken konuştu. Sever misin Brus Li, dedi. Pek izlemediğimi söyledim. “Olmaz öyle şey,” dedi. “Ondan ö…
…duran Ezgi hiçbirinin görüş alanında değildi. Ezgi, sabahın beşinde kendinden ummadığı bir dinçlikle ve uyku tokluğuyla uyandı. Görüşü açıldığı sırada, göz kapaklarının yakıcı akışkanlarla mıhlanmış olduğunu ve ayırma çabasıyla a…
…lgesi avluyu serinletmeye yetmiyordu. Sarı yalım azdıkça azmıştı. Sedirlerin yumuşak minderlerinde oturanlar, tok karınlarının verdiği rehavetle arkalarına iyice kaykılmışlardı. Ağustos böceklerinin cırcırları avluda yankıl…
…en tohumlara ise “değer” adını vereceğiz, toplumsal değerler bazen zedelenecek ama yine de çoğunluğun karnını tok tutmaya yetecek, diyoruz ya, hayat aynı tempoda devam edecek… Henüz çok da uzaklaşmamışken yeni bir kalabalığ…
…” diye bağıran diğeri için de elinden bir şey gelmedi. Hepsi bir anda başladı ve bitti. Bu kez denizin yüzüne tokat gibi çarpan, kürek değil, bir insan bedeniydi. Her şeyi bekliyordu ama böyle bir şey beklemiyordu deniz. Kend…