…ünler, baş ucumuzda okunmayı bekleyen kitap sayfaları gibi birikiyordu: yarım kalmışlıklar, ertelenmişlikler… Taşıyamadığımız yükler kadar ağırlaşmıştı kostümler zamanla. Repliklerin anlamı da bükülmüştü. Bir başkasının kurguladığı cüm…
…ği ve kötülüğü, işte, göremiyorsun. Yanılabiliyor insan. Bu nedenle diyorum; aydınlık ve karanlığı hep içinde taşır insan. Karanlık olmazsa aydınlığı, aydınlık olmazsa karanlığı nasıl anlarız ki? *** “Hey Sara! Uyan!” Gözleri…
…dini -yeni sınırlarıyla- yeniden keşfetmesidir. Belki de en zor olan ruhu esnetmektir. Hayatın tüm ağırlığını taşıdığını varsaydığımız bu soyut olgunun esneyebilmesi için önce hafiflemesi gerekir. Bu, bazen içten bir kahkahada ken…
…dimedir susamışlığım ebedi bir yazgıyı taşıyorum alnımda sürgünüm, bahtsızım, tükenmişim… ölü bir yalnızlıktı taşıdığım kamburlaşmış anılar ağırlığınca gözyaşlarımın yolları nasırlı kurumuş pınarları… siyahın içinde gri gizliymiş…
…çesinde buluşmak için sözleşmiştik. Buraya birkaç günlüğüne, bir akrabasının düğünü için gelmişti. Buralardan taşındıktan sonra ondan hiç haber alamamıştım. Biraz da kalbim kırıktı. Hakkında hiçbir şey öğrenmemek için büyük çaba gö…
…a gerçek mi olduğundan şüphe ettiniz mi? Dediğim gibi, yaşama provalarımız sunulan verinin saklanması amacını taşımaz, bunun yanı sıra; olayın mantığını kavratma eğilimindedir. Korku hissetmemizin sonucunda tedbir gelmelidir, e…
…yuyor mu böyle? Türklerin “uyumak” hakkındaki fikirleri nereden geliyor ve ilk hâllerinden farklı anlamlar mı taşıyor? “Ey beyler, hocalar, artık uyanın / Sızdınız, yarısı gitti vatanın, / Buna sebep biziz deyin, utanın, / Düşü…
…indirmenin yanı sıra kıyıda köşede biriktirdiği ile iki gözlü de olsa bir ev yapmak için sırtında tuğla, harç taşıyan bir insan için yıllarca yatağa bağımlı kalmanın acısı. Babamın eline çareyi daha önce bulamadım mı? Arayan bu…
…belki de. Kendisini o telefona benzetti ve akşamın geceye dönmeden önceki griliğinde en yakınındaki kaldırım taşına çöküverdi. O da ne? Sağ elinde, buruşturulup top hâline getirilmiş beyaz bir kâğıt vardı. Islanmıştı. Annesi…
Geceleri ağırlaşmıyor mu kanatsız yük? Üstelik gökte. İki çatının arasında ve Bir yere kadar taşıyor gök. Son mısrada çözülecek gibi Ya da kirpiklerinden boşalacak gibi hür; Mühürlenmiş de susulmuş gibi de tutsak. Saymazsak sar…