…ıyı açan kartvizitindeki unvan iş buraya geldiğinde çaresiz kalıyordu. Gözlerini açtı. Artık vakit kaybetmeye tahammülü kalmamıştı, ne pahasına olursa olsun Serap’la konuşacaktı. Heyecandan kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpı…
…kendi yapan kadından, destek almak zorunda olan kadına, her şeyi en ince ayrıntısına kadar dinleyen kadından, tahammülü olmayan, daima yorgun ve bir o kadar küstah kadına evrildi... Sözde hayatı kolaylaştırması beklenen teknoloji…
…rtüp kendisini temizlemeye çalışan insanların beni kirli göstermelerine izin verdiğim için aynadaki yansımama tahammül edemiyorum. Her gece soğuk yatağıma yattığımda gökyüzündeki yıldızların teker teker bedenime saplanmasına day…
…uşursa her şeyin sona ereceğini hissediyordu. Çocukça davrandığı, kıskançlık yaptığı yollu sitemleri işitmeye tahammülü yoktu. Üstelik bu kez iş daha ciddiydi. Sessizliği, orta yerinde oturdukları gece kadar fırtınalıydı. Gözleri…
…kategorisine giren çocuk sayısı on yediye yükseldi. Bu seferki kargaşa az buz olmadı. Ailelerin birbirlerine tahammülleri kalmamış gibiydiler. Birbirleriyle bırakın konuşmayı, selamlaşmayı bile bırakmışlardı. “İyice cıvıdı bu oyun…
…lerimiz, çocuklarımızdı, bizdik oraya hapsedilen oğlum.” “Orada onlara ne yaptılar peki?” “Onlara o kadar çok tahammül edemiyorlardı ki, sesini çıkaranı, konuşanı, öldürdüler. Hiç acımadan. Bu yüzden önce en masum olanlar ayrıld…
…ı Zeliha’sıydı. Güzel bir şey vardı gözlerinden sızan, teşhisi delilik oldu. Kendine dikkatlice bakan yüzlere tahammülü yoktu Zeliha’nın. Oldukça mülayim, sessiz sedasız olan ya da görünen kız, onu süzen, dikkatlice bakıp aklında…
…r galiba lanet kabuk, acı hep aynı çünkü. Kavga diyordum, dün gece yine oldu. Ben ne kadar değersiz, ne kadar tahammül edilemeyen bir varlık olduğumu yeniden fark ettim. Sessizce odama gittim. Tam türkünün 'Dünyayı gönlümce olac…
…yani elbet. Perde açılır ve kararır etraf, yeniden oynanır bir oyun. Kaçar kimisi acelesi olan, kalır kimisi tahammül eden. Bazıları asır öncesinin silüetleridir, bir şans daha verilir ve bir kadın soyunur. Üç şehir taşra, dağ…
…sunuz. Gökyüzünün huzur veren maviliğinden gözlerinizi alıp başınızı derin çukurlara gömüyorsunuz. Öfke saçan tahammülsüz bakışlarınız bir bir soyutlarken sizi, vakit geçtikçe yalnızlaşıyorsunuz. Hiç fedakârlık yapmamış gibi dostlu…