Dilenci
…ayıp koyu renkli otomobilin arkasına takıldılar. Dilenci, sorulmadan derdini anlattı. Turizm firmasındakileri suçluyordu. Ama daha fazlasını bilmiyordu. İbrahim Başkomiser “Evlat hareketli bir gün bizi bekliyor, sabaha herkes hazı…
365 kullanım · 227 yazı
…ayıp koyu renkli otomobilin arkasına takıldılar. Dilenci, sorulmadan derdini anlattı. Turizm firmasındakileri suçluyordu. Ama daha fazlasını bilmiyordu. İbrahim Başkomiser “Evlat hareketli bir gün bizi bekliyor, sabaha herkes hazı…
…duğunu bağırarak anlatmaya çalışıyordu bana. Eğer ben oradan içersem müşterisi kaçacak ve aslında bedava olan suyu parayla satamayacaktı. İnsan açgözlülüğünün doruklarını yaşıyordu. Aslında kendisine ait olmayan bir çeşmeyi…
…afta sonu da götürmüyormuşum. Hafta sonu alışveriş merkezlerinin mahşeri kalabalığını bilmezmiş gibi tutarsız suçlamalara boğardı. Evde yine tatsız bir akşam geçirmiş kendimi sokağa atmıştım o gece. Ah Lady! Onu ilk o gece görm…
…"Ne oldu dün gece, anlat bana!" dedi Fulya'ya gözlerini aça aça. Fulya "olayın ne olduğunu bile anlamadım ama suçlamaları kabul ettim dün geceki sorgulamada. Sebebini ne sen sor ne ben söyleyeyim." diye kestirip attı. "Bunları sonr…
…Ama sonra toprak öyle bir kollarmış ki çiçeği; sarılıp köklerine onu en derinlere götürür kana kana içirirmiş suyundan. Susuz bırakan insanların çöllerini kahverengi topraklar yeşertirmiş. Toprak da insanmış can suyunu esirgeyen…
…ar. Hiçbir şey imdadına yetişemiyor. Yere kapaklanmadan önce havada son salvolarını atıyor. Düşüyor... Adiyat Suresi, 6/7 Cahit Zarifoğlu
…belirgin ve ön planda olan ana karakterlerin yanısıra, yardımcı karakterlere de geniş rol ve replik imkanları sunmasıyla öznelleşir. Kimi sahnelerde bununla da kalmaz; figüran olarak sahnede bulunduğunu düşündüğümüz bir yeniçeri a…
…arayı yakmak için sayısız bahane bulurdu. Yanıyormuş gibi sigaradan derin bir nefes çekti. Yağmurun bıraktığı su birikintilerine aldırmadan yürüdü, Komiser Yardımcısı Tuncay da. Başkomiser İbrahim huysuz biriydi. Fakat ner…
…di, bir hamle daha yaptı, teli olanca gücüyle iteledi. Önündeki engelin kalmasıyla özgürlüğüne kavuşan yağmur suları Dursun’a doğru saldırıya geçti. Adam kendini güç bela yana attı. Neredeyse Serap’a çarpacaktı. Tayfun, “Biraz…
…” diye soranlara karşı. Bilmediğimden değil, bildiğim şeylerin sınırlarının yetersiz olduğunu fark ettiğimden susmuştum. Ve işte yine böyle bir gündü, yanılmıyorsam cumartesiydi Bahar evimde çalışmaya başladığında. Üzerinde pazar…