…duygularının ön planda olduğu görülüyor. Biriken ve kontrol edilmeyen öfkenin beraberinde geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğunu görüyoruz sonbahar bölümünde de. Burada öyle bir sahne var ki yıllar geçse de unutmayacağımı adım…
…bugünkü benliğinizi etkileyebilir mi? Bu sorulara verilecek yanıtlar, belki de hiçbir zaman kesinleşmeyecek. Sonuç olarak Mobius, sadece bir zaman yolculuğu romanı değil. Adam Fewer, ustaca kurguladığı olay örgüsü ve derinle…
…devam eder. İnsan, sınırlarını esnettikçe yalnızca daha dayanıklı değil, aynı zamanda daha özgür hâle gelir. Sonunda bu özgürlük, insanın en saf hâliyle kendisi olmasına olanak tanır. Esneklik, yaşamla kurulan samimi bir diyal…
…ya da ne kadarının falcı kadının hayallerinden ibaret olduğu gibi soru işaretleri alır başını gider, kitabın sonunda bile pek çoğu olduğu gibi durur. Neticede sembolik anlatımlardan, yoruma bırakılan sonlardan ve belirsizlikle…
…yor ellerim Kokusu keskin değil eskisi gibi Kalbimi sızlatmıyor çektiği acılar Bir zamanlar benim diyen dünya Sonunda işte böyle kamburu çıktı Ufukta ufaldı yitti Benimle yaşlandı dünya!
…iç bozmadım konuşmamı. Aralarından biri benden bahsedip allayıp pullamaya başladı. Göğsüm kabardı. Sözlerinin sonunda ilerde nasıl olmuş da boş kalmış bir duvarı göstererek devam etti. “Bu denli sanata düşkün Hasibe Hanım için…
…mayan ağzından bir ah çıksa Yıkıp kavurur belki her yeri Kopamaz zindan gibi evinden toprağından Bekler durur sonunun gelişini Zirve aydınlıkla dolu bir tapınak Her gece ve her gece eder davetini Ağaç köklerinden bağlı ve tutsa…
…an bu yana toplumsal kuralların, kendi bildiklerini okuyan insanların ve sistemin bir parçası olmamanın hazin sonu. Natsuki, hâlihazırda kendi dünyasında yaşayan küçük bir çocukken, başına gelen trajik olaylar onu bu dünyaya…
…ış olur ve koskoca dünyanın fark etmediği bir şey olarak varlığını ya da yokluğunu sonlandırır. Her şeyin bir sonu vardır. “Varlık” da “yokluk” da sonludur. Ancak; herhangi bir şeyin sonlanması için öncelikle başlaması gerek…
…atılmışlığın esiri mi bilmiyorduk. Bu da bizi en temel arayışın merkezine götürmüştü. Her şeyin başlangıcı ve sonu arasında sıkışmış kaygılı bir varoluşun anlamı neydi? Geçen her bir saniye, alınan her bir nefes, bir adım da…