…mayacağımı belirttim. Bulamadığım takdirde öldüreceğini söyledi. Ve beni seri bir şekilde dövdü. Bana bir şey olursa ailem, dükkânım, çocuklarım sana emanet.” Büyük bir oyuna gelmiştim. Kâbus olabilir miydi? Yok, canım, kâbusu…
Apartmanın holünde buldu kendisini aniden. Gökyüzünün rengine bakılacak olursa güneşin doğmasına az bir vakit kalmıştı. Üst kata çıkıp camdan dışarıyı seyretti. Yağmur yağıyordu, sessiz. Fazla kalmadı camın kenarında, aşağıya…
…üne yük edeceğin düşüncelerini paylaş benimle. Hislerini. Korktuklarını. Endişelerini. 'Ya olmazsa'larını ve 'olursa ne yaparım'larını. Hepsini anlat bana. Bölüşelim yükünü. Bir gönle onca düşünce ne kadar ağır gelir bilirim.…
…kâğıda siyah bir kalemle yazıldığı bu evrenden bir şey isterseniz eğer iki kez düşünmelisiniz ve merak edecek olursanız, tekrar duymak tekrar görmek isterseniz, onlar hala gökyüzüne bakıyor olacaklar. - “Peki, bunlar ne?” dedi. -…
…ir avantaj olup olmadığını pek çok sefer düşünmüştü. Sahneye çıkmadan önce kendine verdiği sözü hatırladı; ne olursa olsun diğer yola sapmak yok, isterlerse sıkılsınlar hatta çıksınlar, ben artık sanatımı onların basit eğlence…
…ine sıcak yuva olan bir inşaattır benim babam. Bir akşam, -babama: “Baba benim gönlüm Salih’tedir. Eğer iznin olursa istemeye gelsinler” diyeceğim bir akşam- annemle divanda otururken kapı çaldı cılız cılız. Annem benden erken…
…ar büyüdükleri yeri her şeye rağmen. Senin büyüdüğün yer burası olsun.” Elimi alıp kalbinin üstüne koydu. “Ne olursa olsun vazgeçme…” Geçmedim, geçemedim. Müzik sustu, öldü küçük kız. Bir tek kurumuş papatya kaldı geriye…
…Azgın Karadeniz kükreyişlerine Aldırış etmeyen yaşlı bir balıkçı, Derim sizlere baylar bayanlar, Eğer soracak olursanız bana Dört yalnızlık ustasını… Yazan: Yalçın Şentürk
…len şey okuduğum kitaplardaki karakterlerin yerine birebir kendimi oturtmak oluyor. Tipi veya kişiliği her ne olursa olsun. Sanki daha evrimini tamamlayamamış ruhum, öyle sıkışmış kalmışım. Araf değil bu sefer, çünkü ne cehenn…
…e yüzleşiyordu. Ruhunda hep bir gitmek arzusu olan insanı hangi kent durdurabilirdi ki, yahut hangi hayat? Ne olursa olsun ruhu uzakları çağırıyordu, gitmeleri… Belki de uzaklar ruhunu çağırıyordu, gitmeler el ediyordu ona uza…