…temizlemeye giriştiğinde Serap ve Tayfun hazırladıkları kartlarını kendilerine lütfedip turnikeyi açacak kart okuyucuya uzatıyorlardı. Giriş izni tamamdı. Asansörü kapısı kapanmadan yakalamalıydılar. Koştular. Son anda yetişmişle…
Kara gecenin ortasındayım Saatim yok, bilmiyorum zamanı Manzaram deniz, sahilin ortasındayım Hafif bir rüzgâr okşuyor tenimi Aklımdan neler geçiyor, bilmiyorum Ne garipsin dünya Ayaklarımı kuma basıyorum Hislerimin tam ortasınd…
…gazetelerin bir kısmını kahvehanede, diğerlerini parkta okudu. Sadece bir tanesine, ilk kez aldığı, Gülsüm’ün okumaktan hoşlanacağını düşündüğü bol fotoğraflı az yazılı gazeteye dokunmadı. Bugünden sonra onun geleceği her gün o g…
…bana söğüt diyorlar ama ben daha çok Saliks adını seviyorum. Zaten Mustafa da bana Saliks diyor. Yedi yaşında okuma yazma öğrenir öğrenmez, hemen beni merak edip araştırmış ve inanamayacaksınız ama yirmi yıl sonra bana ilk ke…
…benim için ne kadar da değerli olup çıkmıştı Eve geldiğimde kimse yoktu. Annem, babam işte küçük kardeşim ise okuldaydı. Kendimi toparlamam için bunun iyi olabileceğini düşündüm. Hâlsiz hissediyordum. Çalışma masamın önündeki san…
…kine bunu sağlayabiliyordu. Yalnız, makineyi dikkatli kullanmak gerekiyordu. Satıcı kullanma kılavuzunu iyice okumadan kullanmamamı tavsiye etti. Kılavuzda tek bir önemli uyarı vardı. Makine tek başına duygu yoğunluğu yaşatsa da…
…nirken, zamanı elimden kaçırdım, tutamadım. Yılgı dolu gözlerimden, dökülen dişlerimden ve solmuş saçlarımdan okunan; isteyip de yaşayamadığım duyguların savruluşu, yaşanmış ya da yaşanmamış özlemlerim. Usuma gelen duyguların…
…am bir tur atmış ve balkonun köşesine yerleştirmişti kovasını. Böyle zamanlarda daha istekli oluyordum gazete okumak için. Hiç yerimden kalkasım gelmediğini belli etmek için olmasa bile, ondan gıcıklık rövanşını alabilmek için…
…öz gezdirdi, “Âmak-ı Hayal”. Kitabın sayfalarında gezintiye çıktı. Bir sayfada durakladı ve sesli bir şekilde okumaya başladı: “İnsanlar uykudadırlar; ölünce uyanırlar.” Hadis-i Şerif’te buyrulduğu gibi “ölmeden önce ölmeye” ko…
…genç bir kız “Ne tatlı şeysin sen öyle” deyip yanağımı sıkmasın mı? Kendisi daha tatlıydı oysa. Üniversitede okuyormuş. Gönül vermiş, “Düştü düşecek” denilen yerin ayağa kalkmasına. Pırıl pırıl gözleri vardı. Umut dolu bakışları…