…başvuracaklardı... Ses kesinlikle gerekli bir sınırlama kabul edilemezdi. Sinemanın ayrımı tam da bu noktada kendini alenen göstermekteydi: Sinema görüntüler aracılığıyla öykü anlatabilme becerisiydi (Öyküden ziyade genel hâli…
…k var. O kötü kız eskisi kadar sık ziyaretime gelmiyor.” Biraz sevinçle biraz da üzüntüyle iç çekti. Üzüntüsü kendini bile şaşırtmıştı. “Galiba onu özlemeye başladım; eksikliğini çekiyorum. Dibe çöktüğümde, o yanımda durmuştu.…
…ur suyunu boca ediyor aşağıdakilerin üzerine. Bahtsızlar sudan nasibini alırken kalabalık safları sıklaştırıp kendini koruyor. Talimli olmak böyle bir şey olmalı. Yükselen haykırışlar uzun sürmüyor. Geride sadece pazarın olağan…
-Vol.45– İnsan kendini tanımadan ne olabilir ? Veya insan, insanı tanımadan nereye varabilir? Bir köyde -anadolu irfanı- ile dolup taşan bir yaşlı mı daha çok tanır insanı? Bir üniversitede -profesör- ünvanı ile bir şey görmeye…
…arın olduğu bir sokağa saptı. Ayaklarını hızla yere vurarak, çamurları silkeledi. Sokak öylesine sessizdi ki, kendini büyük bir gürültü çıkarmış gibi hissetti. Sokağın sonuna doğru yürümeye devam ederken, az önce fark edilmeyen…
“Her günbatımı güzeldir ama Bodrum’un günbatımı ayrı bir güzeldir” derdi. İstanbul’un keşmekeşinden kaçıp kendini yeşille mavinin birleştiği Gümüşlük’teki yazlığına atalı yıllar olmuştu. Yakında yetmişli yaşları da mazide bırak…
…ları için, tabaktaki saygıdan bir çatal alan olmuyor. Herkes konuşuyor ama birbirini dinleyen yok. Her ferdin kendini kral ilan ettiği, ama hiç kimsenin bir diğerini kral olarak tanımadığı, kalabalık Homo Sapiens güruhu. Bu ara…
…lde gerçekten suç annelerin ve babaların mı, tek bir sefere mahsus kimseden teşekkür mü işitmediniz, ara sıra kendinizi organik robottan farksız mı hissettiniz? Size soruyorum, size! Kimden ne zarar gördük ki bu güne kadar? Domuz…
…ri rendeledi; kâseye koyup kurumasın diye üzerine streç kapladı. Akşama daha vardı ama masayı kurdu erkenden, kendini saymadı, üç servis açtı sadece. Masaya kıtır ekmek ve rendelenmiş kaşar kâselerini koydu. Dolaptan almayı akı…
…du, yorgunluktan zayıf bir çubuk gibi iki parçaya ayrılacak durumda olan bacaklarıyla zar zor içine ilerledi. Kendini mağaranın kuytu, karanlık bir köşesine bıraktı. Uyusa çok iyi olacaktı çünkü günlerdir yol yürümekten başka h…