…nmayı bekleyen kitap sayfaları gibi birikiyordu: yarım kalmışlıklar, ertelenmişlikler… Taşıyamadığımız yükler kadar ağırlaşmıştı kostümler zamanla. Repliklerin anlamı da bükülmüştü. Bir başkasının kurguladığı cümleler, tekrar…
…ana yalnızca güzel bir şey vaat ediyor gibi. Fakat işler ilerledikçe, aslında yerinde saydıkça, her şey bir o kadar ciddileşiyor ve bir o kadar da anlamını kaybediyor. Kitap sizi iyi hissettirmiyor, tam tersine köşeye sıkıştı…
…ya koymam iyi oldu. Kanepeye yayılıp televizyonu açıyorum. Dizilerden birine takılsam dalar giderim zaten. Ne kadar zaman geçmiş hatırlamıyorum, üşüyerek uyandım. Televizyon çalışıyor, dizi bitmiş, ışık yanıyor. Duvar saati g…
…a gelir ve kusursuzluk arayışındaki insanlar hatalara karşı daha çok savunma mekanizması kazanırdı ve şimdiye kadar çoktan ölümsüzlüğü bulmuşlardı. Biz, hastalıkları ilerlemeden durdurma konusunda uzmanlaşan ancak hastalık yo…
…yımlandığı yıldan beri türlü yorum ve eleştirilerin hedefi olmuş, 119 sayfaya sığdırılmış, sarkastik ve bir o kadar da ürpertici bir masal Kara Hasat. İlk bakışta kitap bize tanıdık bir resim sunuyor: 60’lar, küçük bir Amerik…
…-i Sînâ” olarak anılmasının sebebi; “Mr. Smith” şeklinde soyadıyla birilerini akılda tutmakla aynıdır. Her ne kadar kulağa garip gelse de kişilerin markalaşması sürecini “insan doğası” olarak değerlendirebiliriz. Kaliteli/kon…
…ri gibi Kesildi yaprak hışırtısı Sonbahardı, bitti. Aynı asfalta tekrar basamamak belediyenin suçu Gökyüzü bu kadar soluksa sebebi fabrika dumanı. Kuruyan göller ve barajlar, kiminin böbreklerinde taşa dönüşür Kiminin cebine…
…anlığı ve Ay’ı. Biliyorum, arkamda bir yeşil bir dünya hâkim. Ağaçlar yemyeşil ve kuşlar ötüyor. Dağlar bir o kadar yüksek ama durgun. Bulutlar kaplamış her yanı. Fakat gözlerim, önümde bulunan hırçın dalgalara bakmakta. Kula…
…r filmi var ki o sakinliğine nazaran içimde fırtınalar kopartmayı başardı diyebilirim. İnsanın doğumdan ölüme kadarki yaşamını mevsimlerle ilişkilendirerek anlattığı bu film bir Budist tapınağı ve onun çevresinde geçiyor. Bud…
…olan yuvasıydı onun. Çocukluk travmalarını henüz tam atlatabilmiş değilse de hem büyük şehirde yaşayıp hem bu kadar biricik olmak onun en büyük mutluluğu olmuştu. Minik bir şöminesi bile vardı, daha ne olsundu… Üzerini değişt…