Bu gece hiç olmadığım kadar eminim ne yapacağımdan. Bedenim kendi cürmünden binlerce kat ağırlığındaki nesnelere aduket atabilecek kadar çılgın. Buz mavisi güneş, ahşap yeryüzünü aydınlatırken doğayla taşşak geçer gibi bir ha…
…eğini söyledi. Tezgahtar çayını hızlıca yudumlayıp kahveden ayrıldı. Baba Hakkı Rüstem'in tezgahtarına her ne kadar akşam geldiğinde haber veririm dese de, Darıcı Rüstem'in isteği, Çınarlı Kahve'ye uğrayan yancıları vasıtası…
…o hep yerinde kalırken tekli koltuk odada bir köşeden bir köşeye sürüklenirdi sürekli. Çocukken geç saatlere kadar oturmak isterdim. Akşam 10’dan sonra dünyada ve televizyonda nelerin olduğunu merak ederdim. Bir gün babam bi…
…da acı çekmeyi de bırakırsınız." Hepimiz gideceğiz, diyor John Green kitabında. Büyük Belki aramak için ölene kadar beklemek istemeyen sıradan bir gencin ve güzel, zeki ve arkasından insanları sürükleyebilecek kadar güçlü bir…
…ıcıydı. Büyüdüm, aşağılanmaktan korkmaya başladım. Yaşlandım, ölmekten korkmaya başladım. Öldüm ve beklediğim kadar korkunç olmadığını gördüm. Yalnızca bir an. Öldüm, yalnız kalmaktan korkmaya başladım. Aslında ben hep yalnız…
…ölmüş birinin derdiyle mi uğraşacağım. Aldırmadan devam ettim yoluma. Yalnız kalmaya ihtiyacım vardı, sahile kadar yürüdüm. Saat gecenin üçüydü ama hafta sonu olduğundan olsa gerek, saatine yakışmayan bir kalabalık vardı. Üs…
…mı? Var, olmaz mı. Geri dönemem ama geleceğimi esir de alamam. Arada veriyorum bunu, şimdi yalan yok madem bu kadar samimi bir şey yazmadım, bu samimiyet de burada kalsın. İnsanları anlatmak istedim bu yazıda. Tahammülü zor i…
…kendimizi hiç istemediğimiz bir durumun tam ortasında bulduğumuz olur. Bazen de istemediğimiz, dilemediğimiz kadar güzelliklerle sarılır dört bir yanımız. Hep söylenir ya, hayat sürprizlerle doludur. Dünyada örneği olmayan b…
…sına söylesem bana deli derlerdi, ama o deli değildi — sadece inanmıştı.Bazen onun inancı bana bir kum tanesi kadar küçük, bazen de ben ona göre bir kum tanesi kadar önemsiz görünürdüm. Ama asıl soru şuydu:Gurbet Hanım yıldız…
…nefesin, Birbirine değdiği anda, ağaçları olmalı kuşların. Kuşlar da durdu. Son durağı olmayan bir durmak, ne kadar durmaksa, işte o kadar durdular. Gecikmiş bir uçmak, tüm ezgiyi kaydırdı Üç yanlış bir doğrunun aklını çeldi…