…lukla, buz gibi olmak fütursuzca. İçimin en derinlerinden gelen sıcaklık buhar olacak görebiliyorum. Islanmak istemiyorum. Sığınacak bir yer lazım şimdi bana, kaldım öylece tam ortasında. En çetrefilli dağın en doruğundayım. Her ye…
…udaklarınla? Çığlıklarım, acı ve suskunluklarımla polimer. Marazım tüm armonimde. Oysa ben, armonimi süslemek isterdim Kedi sesleriyle, Sesin kokan çiçeklerle. Lütfen bana biraz sen kokan papatya ver. Parmaklarına değmiş, Dudakl…
…. Siperinden çıkarak karşı mevziye koşan askerin gözüne görünmüyor aslında düşman. İnsan, düşmana yakınlaşmak istemez çünkü. Ölüme koşuyor diyerek de avutamam onları. Onlar, sevdiklerine koşuyor aslında. Ve göğüslerinde hep muc…
…. “Bak, vişne rengiydi ruju.” Avuçlarında duran küçük aynaya bakıyorum. “O dudaklarını boyarken, zaman dursun isterdim. Zaman esip giderken, elimde kalan tek şey bu. Var olmuşluğunun tek şahidi. Yoksa kendimi bile inandıramazdım…
…n içine al sık ve bırak Her yer karanlığa gömülsün Sen zaten o karanlığın içinde bir külsün Bırak onlar olmak istedikleri gibi görünsün Sen okyanus içinde bir ağaç, yıldızlar arasında bir kuş kadar hürsün Yazan: Hamza Ali Korkmaz
…r iki yanı yere yatan insanlarla doluyordu, ben hiç savaş görmemiştim, sadece on yaşında başka bir kent görme isteği ile burada bulunuyordum. Hiddetle gelen sesin ardından kendimi yerde buldum. Ayağa kalktığımda her yer karanl…
…ehirlerarası terminallerde ve görmeyeyim hüzünbaz yüzünü rem evrelerimde. babam sarılamaz bana el öpülür, dua istenir, kabul olunur. telefonlar üç dakikaya ayarlı konuşmaz gelecek kurgulardan, zamane kaygılardan, geçmiş kavgala…
…österim tarihi olarak 6 Ekim 2017 düşünülmekte. Filmin ya da Dick'in felsefesine burada uzun uzadıya değinmek istemiyorum. Gayem, Ridley Scott'ın sevdiğim tek filmini ele almaktı.
…in sebebi olsun. İstiyorum ki elleri yüzümden hiç ayrılmasın, avcuna alıp yanaklarımı, koyduğunda omzuna, tek istediği ben olayım. İstiyorum ki başı göğsümde ve ben, elim sakallarında onu severken, hayalindeki tek biz olalım. Na…
…n ne olduğunu bu kadar anlattıktan sonra yazarı iyi-kötü diye sınıflandırmanın gereksizliğinden hiç bahsetmek istemiyorum. Ben yazarı ‘‘Yaratım Süreci’nin’’ kendisi olarak tanımlamayı tercih edenlerdenim. Ruhunun inceliği yüzünden…