Yastık
…şıyordu. Bana tıpkı babam gibi tombişim, diyordu. Babama olduğum gibi onun da yastığı olmuştum. Hiç sevmediği halde akşam eve dönerken tatlıcı Resul Usta’ya uğramayı unutmuyordu. O kadar nazik, o kadar düşünceliydi ki tabağın…
43 kullanım · 38 yazı
…şıyordu. Bana tıpkı babam gibi tombişim, diyordu. Babama olduğum gibi onun da yastığı olmuştum. Hiç sevmediği halde akşam eve dönerken tatlıcı Resul Usta’ya uğramayı unutmuyordu. O kadar nazik, o kadar düşünceliydi ki tabağın…
Ezgi Sarıca için gece, ya bir sürü işin yığılıp halledilmeyi beklediği ya da zevki gün içinde çıkmayan keyiflerin şımarık çocuklar gibi anlayışsızca sahiplendiği boş bir zamandı. Bir dolu gündüzden diğerine geçebilmek için atlatılma…
…ardır” teorisine katılmıyorum. Yazma sanatı adı üstünde bir sanat dalı ve bu dal için olmazsa olmazları kural haline getirdiğimizde iyi bir yazar olunabileceğine inanıyorum. İyi bir yazar olmanın olmazsa olmazlarını sıralayaca…
…gören mozaik kaplı apartmanların altında gösterişten uzak mağazalar, dükkanlar yan yana dizilmişlerdi; kasap, halıcı, eczane… Tam orta yerde küçük, kapısız giriş. Bilmeyen nereye açıldığını düşünmeden önünden geçip giderdi. De…
…ervazın arasında sakladığı bilye çıkınını alıyordu ki, olduğu yere çakılıp kaldı. Gözleri çanağından fırlamış halde içeriye bakarken beti benzi attı. Pantolonunun ağını kaşıyan adam, fistanı güllü bahar bakışlı kadını yemliği…
…artıyordu. Evin çevresi irili ufaklı taşla dolmuştu ama kendisi henüz bir bütün olarak duruyordu. Adeta yarış halindeydik. Büyük taş atacak olan "Ateşkes!" deyip evin yanına kadar sokuluyor, gülle gibi fırlatıyordu. Geri kalanlar O…
…lar eve doluverdiğinde. Çocuk gibi dönmüştü kollarını açıp. Saat, içi fincan takımıyla dolu vitrin, yıpranmış halı, sütlü kahve perdeler, kapı önünde nöbet bekleyen örgü paspas, saman rengi duvarlar, hepsi aynıydı ama yok, h…
…ler, kuru kalçalar, türlü türlü apışaraları... Kadına dair her organ fosforlu ışıklarıyla Dara’nın çevresinde halay çekiyordu. Bütün kadınlardan nefret ediyordu. Kadınlar da kum gibi pırıltılıydı, kadınlar da kum gibi kaygan…
…Harker isimli katibin, Transilvanya'daki Dracula Şatosu'na gönderilmesiyle başlar. Şatonun ismini duyan bölge halkının tepkileri, yolculuğun garipliği ve şatonun daha arabadan inilmeden kendini gösteren tekinsizliği, Harker'ın d…
…lilik yürümez.” Kadın, adamın gözlerinde bir cevap, bir tepki arıyordu. “Benimki de iş! Anlamadığını bildiğim halde konuşup duruyorum.” Başını olumsuz anlamda iki yana sallayıp ellerini havaya kaldırdı. Tam o sırada dışarıdan…