…ine, “yaz” demişti, iyi gelir. O zaman da söylemiştim iyi gelmedi. Yola çıkarken var olmayan ülkenin adının “Neverland” olduğunu ikimiz de biliyorduk bilmesine de var olduğunu sonradan öğrendik. Aslında sonradan ne çok şey…
…kadına ve erkeğe yüklediği zorunlulukları ve herkesin yaşantısına işliyor. Kadın ne kadar farklı olursa olsun evliliğin anne, eş, evden sorumlusu; erkek ise baba, koca, evin güçlüsü oluyor. Bu zorunluluklar ve birbirine, aynı hay…
…Kalp ağrısı geçecek gibi değildi. Ne yaparsa yapsın hafiflemiyordu acı. Eve gitmeliyim diye geçirdi içinden. Evine giden yol yürüdükçe uzuyordu. “Şimdi sen bana sarıldın ya, gökyüzü öyle güzel oluverdi ki bir anda.” Sabahın…
…dını yapmış ve toplum da kadının pezevengi olmuştu; ama bu demek değildi ki kadının elinden bir şey gelmezdi. Evet, eşyalar amaçları dışında kullanıldığında kötü izler bırakırlar ve onları nerede kullanacağımız bizim kararım…
…arında yürüyordu. Nuri düşünmedi, düşünemedi. Attı kendini çalgıcıların önüne, en önde göbek at ata gitti kız evinden kızı alıp yeni evine getirdi. Damadın babası çalgıcılarla birlikte Nuri'ye de bahşiş verdi. Adı o gün 'kız Nu…
…ağzına bir lokma sokmadı. 37 ekran televizyonun karşısında oturup kaldı öylece, ne izlediğini o da bilmiyor. Evde ses olsa yeter ya da biraz renkli ışık yansısa yüzüne. Doğruldu şimdi oturduğu yerden, ellerini yavaşça birle…
…apıyordu. Ne de olsa evi sırtındaydı. Başlıyordu: İnci günlerdir evden çıkmamıştı. Aralıksız yağan yağmur onu eve hapsetmiş, yaptığı stoklarla idare etmeye çalışıyordu. Anıları, yiyecekleri, sözcükleri; her şeyi biriktirird…
…am ortasına düşüyor. Tam da ölümü düşünmediğim bir günde, bir haber düştü önüme: Orhan Veli Kanık’nin doğduğu ev satılıktı. Orhan Veli benim için biraz fazla kıymetliydi. Belki de ikimiz de biraz fazla “garip”tik. Bilir mi…
…elikanlıları bekliyorlardı. Hava soğuk değildi. Ben okulun arka bahçe duvarını aşarak gelip gidiyordum. Doğru eve yollananlardandım. Bir haftayı daha devirmiş, kravatı rambo gibi başıma bant yapmıştım yine. Severdim eve öyl…
…anım’ın sokağındaki kedilerin bile acelesi vardı sanki. Dün büyük oğlu Necip’in telefonu ateşten bir top gibi evin orta yerine düşmüş, yangın büyümüş de büyümüştü. İlk birkaç saat vücudu uyuşmuş bir hâlde öylece oturmuştu mu…