Fahrenheit 451
…cience Fiction bilim kurgu dergisinde yayımlandı. Novella'yı genişleten Bradbury, artık roman biçimine ulaşan eserinin ismini Fahrenheit 451 olarak değiştirdi ve 1953 senesinde ABD'de ilk kez kitap halinde yayımlandı. Eseri a…
13 kullanım · 12 yazı
…cience Fiction bilim kurgu dergisinde yayımlandı. Novella'yı genişleten Bradbury, artık roman biçimine ulaşan eserinin ismini Fahrenheit 451 olarak değiştirdi ve 1953 senesinde ABD'de ilk kez kitap halinde yayımlandı. Eseri a…
…alırsın. Bu sayede gençleri kendine çekmeyi başarmıştır. Misal, Ramazan da ben de Adalı Ethem'in tayfası idik eskiden ama sonra baktık ki, Tulumbacı Hüsnü daha cömert, daha adil, hizmetin karşılığını bihakkın ödüyor. Dedik ki,…
…ellerine baktı sonra, derisi normal halde ve kendini de çok iyi hissediyordu. Radyasyon zehirlenmesinden bir eser yoktu. Sanki baştan dizayn etmişlerdi. Tam ayna ararken yine o aptal siren sesini duydu. Kesik kesik gelen bu…
…larak Snow özel olarak incelenmeyi hak ediyor. Derin bir çatışma ve sorgulama alanı sunulmasının yanı sıra bu eserde kendisi başarının, gücün ve hayatta kalmanın kurnaz ve zalim bir sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Bu eserde…
…husustu ve ikramda eksik asla olmamalıydı. Bu arada yaşı yetmeyen bir okuyucu olursa diye belirtmek isterim, eskiden insanlar akşamları birbirini ziyaret eder, çay / kahve içilir, çocuklar ise oyun oynardı. Peki, ne olmuştu da…
…. Birbirimizi hor görmeden ya da kınamadan, eski yaşantımızda olan aldatmalara zemin hazırlamadan. Unutulmuş, eskimiş bir mekân seçerdik kimselerin görüş açılarına girmemeyi dileyerek, en önemlisi birbirimizi unutmamaya söz ver…
…ıyordu. Ses unsuru ile sınırlandırılmayan kamera, F. W. Murnau'nun deyimiyle "yönetmenin kalemi" emsalsiz bir esnekliğe erişti. Konuşamayan oyuncular sesin gelişiyle duygu derinliği yakalamak adına jest ve mimiklere başvuracaklar…
…bir şey ifade etmiyor. Henüz büyümediğinin o da farkında ama Galip bu atılıyor bir şeylere. Burası fazlasıyla eskiye dönük ama top oynanmayan sokaklar. Etraf neşeli değil, insanlar yaşamın içinde kaybolmuş. Zaten yaşamak içi…
…a’ya.” Artık ayrılık vakti gelmişti. Uzaklaştı. Kapının kolunu tuttuğunda aniden durdu. Ceketine baktı. Belki eskiciye verip üç beş kuruş alırlar diye düşündü. Üstünü çıkartırken aklına cep telefonu geldi. Elini ceketinin cebine…
…de endişenin yerini tiksinç hal alıvermişti. “Ne yapacaksın, yukarıdasın ya.” “Daha aşağıları kastetmiştim.” “Eski, çorak dünya. Her şey ölü ve değersiz... Ben burayla ilgileniyorum.” “Ne varmış burada?” “Henüz yok.” Aşağıda…