Göremiyordu
Göremiyordu. Eskiden gördüğü hiçbir şeyi artık göremiyordu. Asla bencil bir insan olmadı. Olabildiğince yardımseverdi. İnsanları kırmamak adına kendinden taviz verirdi. Daha sonra ise insanlar onun kadar fedakâr olmadıklar…
13 kullanım · 12 yazı
Göremiyordu. Eskiden gördüğü hiçbir şeyi artık göremiyordu. Asla bencil bir insan olmadı. Olabildiğince yardımseverdi. İnsanları kırmamak adına kendinden taviz verirdi. Daha sonra ise insanlar onun kadar fedakâr olmadıklar…
…eyaz, kloş bir elbise var üzerinde. Minik minik siyah puanlar süslüyor kumaşı. Her zamanki gibi çok güzelsin. Eski Türk filmlerinden fırlamış gibi. Babamın sağ eli benim omzumda. Sol eliyle karnını tutuyor. Demek ki o günler…
…enler poşetleri dolduruyor, para yettiğince. Kiminin de derdi daha fazla indirim. Kimi zaman fırçayı yiyorlar esnaftan kimi zaman da indirimi kapıyorlar. Bu vakitleri yoksulluktan beklediğini sessizce haykırıyor kimisi de. Tezgâ…
…pmamıştı. O gözlerini kapatmış vücudunu dinlendirmeye bırakırken mağaranın içine doğru güzel sesli bir rüzgâr esti: “Çok mu kararlısın hedefinde, yolcu?’’ Rüzgârın güzel sesi adeta kaskatı kesilmiş ayaklarını yumuşatıp ağrıd…
…şey yok artık bu evde. Ahşap kapısından içeri girince büyük bir sahanlık karşımıza çıkıyor. Muhtemelen burası eskiden ahır olarak kullanılan yer. Karşıdaki tahta merdivenlerden yukarı kata çıkılıyor. Ev o kadar harap hâlde ki h…
…en büyüğü 1950 yılında geçirdiği restorasyondur. Bu sayede eski ticarethane zamanına geri dönmüştür. Ticaret eskisi kadar canlı olmasa da kaliteli giyinmek isteyenler buradan alışveriş yapmaya devam etmektedir. Hanın zemin ka…
…erdelere. “Ulan Allahsız! Beni soktuğun şu hâllere bak. Reva mı lan bana, reva mı? Alkol parmak uçlarını bile esir aldığında, sızıyordu uzun uzun uykuların ölümüne. Ben yine susuyordum. Doğru dürüst dışarı bile çıkmıyordu. E…
…dersin, yok olursun. Geriye, zamanla koyulaşan kapkara altı harften oluşan bir kelime kalır: Hasret.’’ Güneş, esmer suratının yarısını aydınlatıyordu. Gölgedeki gözün koyu kahverengiyken; ışık banyosundan nasibini alan gözün…
…belli belirsiz parıldardı. Sabırsızlıkla her anı yaşar, daldan düşen her yaprağı incitmeden toplardım. Uzanıp esmer tomurcukların gölgesine uçurtma uçururdum. Bahçemde özgürce kök salan çiçekler için ben her gün şarkılar söyl…
…asına, bakmasına hatta karşılık vermesine bile ihtiyaç duymadan. Kışlarıma bahar oluyordu. Yazlarıma ılık bir esinti. “Dünyadaki herkes onu böyle mi görüyor acaba” der fikrimden kıskanırdım adeta. Öyle ince sızı ki yanına deği…