Koza Han
…i Kervansaray’dır. Koza Han’ın adı burada ipek böceklerinin kozalarının satılmasından gelmektedir. Kozalardan elde edilen kumaşlar burada satılmaktaydı ve bu da Bursa’nın tekstil kenti olmasında büyük rol oynuyordu. Ulu Cami…
282 kullanım · 210 yazı
…i Kervansaray’dır. Koza Han’ın adı burada ipek böceklerinin kozalarının satılmasından gelmektedir. Kozalardan elde edilen kumaşlar burada satılmaktaydı ve bu da Bursa’nın tekstil kenti olmasında büyük rol oynuyordu. Ulu Cami…
…açılmıştı? Anneannem günlerce baygın mı yatmıştı ormanda? İşte böyle öğrenmiştik her şeyi. Anneannemin çocuk ellerine kan dolmuştu. Gerisin geri bıraktık yerine cebi, merakımız yerini yürek ağrısına bırakmıştı. O günden sonra b…
…yanıp bir sönüyor, bazen kayıp bir umut oluyor, oyunlar oynuyorlar. Gecenin altında, yirmilerinde bir kadın. Eline aldığı siyah topuklu ayakkabılarıyla yürüyor. Çıplak ayakları, sıcak kaldırımlarda yavaş yavaş ilerliyorlar.…
…vakit nereye kusacağız öykümüzü? Mutlu olduğumuz zamanları güzel bir dille yazdığımız bu sayfalar mı tutacak elimizden? Rahatlık yoktur baylar, mutluluk da. Ne var peki? Ne kalıyor geriye? Kimisine göre koca bir hiç ve hiçbir şe…
…takat yok ne varsa tezgah üzerinde, tenimdedir çekilen şu mil, gözümdedir ah bu nedir? ölümün dehşet-efşan güzelliğinden sıyrılıp açıldığımız bu derya denizler fırtına dolu heybeler ve dert dolu düşler gebedir varılmayan h…
…em var, hikaye uzun işte. Beslenme çantamı Allah ne verdiyse hazırlayıp torununu mutlu edemeyen bir babaanne. Elimde evde ne bulmuşlarsa koyulmuş beslenme çantamla gidip geliyorum okula. Beslenme çantamı benden beklendiği gibi…
…vakit görsem anamı Sarılırım boynuna Meğer her kadın Bir anaymış Saçını dök sen Kararmış yüreğime Gün doğsun ellerimize Yokluğunu sen bilsen Ağlardın benimle Ne vakit bir kadın görsem Sarılırım yokluğuna Her kadının yokluğu bir b…
Fotoğraf: Y. Canberk Tan "Beklenmeyen misafir"dim Gök alev kırmızıydı en yağmurlu gününde Çünkü ben geldim Hasret, mesafe kadar kısa bir kelime İçten içe çürüyen bir ağaç gibi Aylar sonra gösterdik yıpranmışlığı Budandık d…
…doğurgan sabahlar, Bütün Eylüller birikmiştir gözlerimde… Bilinmez ama hiç Hüzzam makamı. Biraz avuntu gönder ellerime. Sarı saçlı bir çocuğun başını okşar gibi ısınsın parmak uçlarım. Biraz umut olsun, biraz aşk… Şarkı olsun bi…
Asıl mesele yitip giden o anın belki de bir kıvılcım gibi yanan son ışığıydı. O kadar mübalağa etmez, ama yine de ekmeğin ve şarabın uyumu gibi alışık ve gözlerin aynasında sefil bir tirat oynar gibi bilindiktir yalnızlığı…