Uyan
…nlığımda, odamda, yatağımda, yanımda. Keskin sessizlik odayı doldurdu hızlıca. Hiçbir şey demedi bana yanımda duran o, ya da her kimse. Düşündükçe duymaya başladım onu. Düşündükçe… Hatırladıkça hatta… Hatırladıkça… Nereden ha…
82 kullanım · 70 yazı
…nlığımda, odamda, yatağımda, yanımda. Keskin sessizlik odayı doldurdu hızlıca. Hiçbir şey demedi bana yanımda duran o, ya da her kimse. Düşündükçe duymaya başladım onu. Düşündükçe… Hatırladıkça hatta… Hatırladıkça… Nereden ha…
…nkli çiçeklerle bezenmiş o birbirinden güzel kıyafetlere. Lakin yakıştıramayacaksın bir türlü kendine. Eğreti duracağını düşünerek daha önce bir milyon kere bıraktığın gibi yine yerlerine bırakacaksın bir bir. Bir çocuk ölecek bir…
…atates kızartması. Katran karası, şekersiz çay tatlılaştırır her muhabbeti. Laf bitmez, biz demlenir demlenir dururuz. Herkesin anlatacak çok şeyi ve bazen hiç şeyi olmaz. Ama kelimeler hep varlar. Hep bir sözcük dalaşı, harf k…
…ağlayan o değildi. Kapıda asılı olan lambalı çemberi eşarbının üstüne geçirip söylenerek karanlığa karıştı. - Durmak yok! Durmak yok!
…iz tabii ciğerim. Arnavut’uz, Tophaneliyiz, Anadolu çocuğuyuz. Bakma şimdilerde sakiniz. Yengenle tanıştık da durulduk. Yoksa adımız hâlâ şehrin itinin çakalının kemiklerini sızlatır. Ölümüz yeter, ciğerim, ölümüz. Anlayacağın ç…
…kadar tutmasaydım iyiydi, diye geçirdi Fulya içinden, arkadaşına söyleyip söylememe konusunda kararsız. Onun durgunluğu avukatı kaygılandırmıştı. "Ne oldu dün gece, anlat bana!" dedi Fulya'ya gözlerini aça aça. Fulya "olayın ne o…
…arı dolu geldi ve sözleştikleri her hallerinden belli olan bu insanları dinlerken her biri kendinden bahsedip duruyordu. Tek biri dışında. Adının Lale olduğunu öğrendiğim bir kadındı bu. Nilgün adındaki kadın içimi okurmuş gibi b…
…a yürüyordu. Aynı şeyleri düşünüyordu. Sokak sokak, adım adım, saniye saniye her şey kendini tekrar ediyordu. Durağa ulaştığında, servis bekleyen gözleri mahmur aynı yüzler ayılmaya çalışıyordu. Sırasına geçti. Her zaman yanın…
…iç kimseye görünmeden bahçedeki ağacın kovuğundan alarak odasına koşup bir çırpıda okumuştu. Heyecandan kalbi duracak gibi atıyordu. Sonunda onun yüzünü görecekti. Dolabından çıkarttığı beyaz elbisesini giyerek parkın yolunu tu…
…, gülümseyerek. O, daha çok yorgun... Masaya doğru yürürken beresini çıkardı. En tepede huysuz bir saç dimdik durdu. Cemal küçüldü. On beş yaşına yeni basmış bir çocuk oldu. Ben onu göğsüme bastım. Görmedi. “Çok özür dilerim…