…enin açığa çıkardıkları gözlerinin önünde duruyordu. İçi kaçıp gitme arzusuyla doldu. Uzaklara baktı; masmavi denize, dağlara. Ağır ağır döndü. Korkuluk yolunu kestiğinde durdu, aşağıya baktı. Küçük insanlar sel olmuş akıyordu…
…askerliği var,” diye. Zaten birkaç sene kalmıştık orada. Benim okulu bitirmem ile babamın tayini aynı tarihe denk gelmiş, içimde hâlâ kanayan bir yara ile ayrılmıştım Bursa’dan. Sonradan araştırdım bir oğlu, bir de kızı olm…
Sokağı denize çıkan bir mahalle arasında Güneşe doğru koşmak vardı şimdi Mahalle yokuşta olacak Güneşe koşarken fren boşalmış şekilde Rüzgârın arkadan ittiği bir biçimde inilecek aşağı Ayaklar yokmuş gibi Sanki o an tüm beden…
…lamak için oluşturulmuştur ve kaliteli meslekî yönetimler sonrasında sağlıklı, huzurlu, düne göre bu gün daha deneyimli olan insanların türediği bir toplum inşa edilmeye çalışılmaktadır. Gel gelelim, git gidelim, biraz öte ve bir…
…ir kartpostala doğru giderim faytonla Gider Rent a car cin ali'nin arabası Bir şey yapmadan kendime tahammülü denerim özel günlerde Musluğu açıp ağlarım bir el oğlu gelir diye Hüzünlüyüm ben Unutulmuş bir dilim Boykot kendisi i…
…hi mesela. Mozart’ın çocukluğu da çok zor geçmiş. Onun dahi olmasını, yaşadığı hayat engelleyememiş. Bu hayat denilen şey hiç de kolay değilmiş. Çok sıkıldım ben. “Sokağa çıkmak istiyorum artık! Okula gitmeyi bile özledim!” des…
…Babam “Canım ne yapacaksın, idare edeceksin komşu…” diye teskin ediyordu. Serap’a ‘Fofo’ denmesi bana ‘Gavat’ denmesinden nedense daha önemliydi. Ya da hepsi benim gavatlığım konusunda mutabık olmuştu. Eve gidince bu ‘taş bebek’ ko…
…edilmiş dehlizlerine Çoktan çatladı dilimde şiirin kırgın türküsü Ama yine yılmadım geldim Bu dipsiz kuyunun denginden Bir zamanlar dudaklarında yaşamak eskiten adamlar vardı. Maviyi beyazı karayı seçtim Alaca kuşlar gibi bir ne…
…dan silinmiş ismim, Sizin dünyanıza bıraktığım mektubum oldu. Ben gideliden beri, Hüzünlü diyarın hüznü sindi denize. Onun da dalgalarında hüzün var şimdi. Ben unutulmuş bir çocuk mezarlığıyım, Hüzn-ü diyarın kimsesizler harab…
…rla süslenmiş camlara saplanıyordu. Sarı, loş, lüks ışıklarıyla adeta bir geminin kamarası gibi fırtınalı bir denizde çalkalanıyordu Balıklava restoranı. Önce gürüldeyen midelerin sesleri duyuluyor; ardından açlıktan kara bul…