…ğruyu Yaşamak yedi atmak zarla bir bakıma İnanmaksa sekiz Hecelerken bile başı dönüyor, dili peltek Boğazında asılı kalıyor hangiler Beyni yırtılıyor akından bozundan inanmak deyince Sonunu bilerek yaşamış her ayrılığı şu ana…
Güneş'e hasret Susuz bir yaz akşamı Baştan aşağı gölgede Yer ile asuman. Toprağı değiştirilmiş bir fidan gibi Huysuzum, susuzum... Hasretim aydınlığa. Alacakaranlıktayım. Kafamın içinde volta atıyor Huysuz tilkiler gibi düşünc…
…üşünerek. Anlardı. Ama susardı. Her zaman anladığı gibi. Ne yapıyorsun derdim. Yemek yapıyor veya çamaşırları asıyor olurdu. Ararken seni seviyorum anne diyeceksin demiştim kendime. Diyemedim. Görüşürüz demiştim. Beni tüm benl…
…zgür tohum olayım. Sileyim gözlerini yaşlıların, Köklerimle herkesi kucaklayayım. Mahşer kalabalığı dallarıma asılsınlar, Gücenmem taşırım bu bahtsızları. Yeter ki kara elli Kabil taş atmasın gövdeme, Çatırdar köklerim, kalmaz toh…
…ağı bırakman ne güzel. Ne güzel, giydiğin elbiseler. Kim bilir nasıl güzel “sen” kokuyordur. Bir de bana bak. Asılı kaldı duygularım sende. Saat kaçta dönüyorsun, hiç yakalayamıyorum seni. Aç susuz bekliyorum yine de olmuyor.…
…ken her şeyin önündeki duvarın yıkılmasına, yanlış yaptığım bu soru neden olmuştu. Engel olamıyordum kendime, aslına bakılırsa olmak da istemiyordum. Evin boş olmasını fırsat bilmiştim. Yatağın üstüne kendimi atıp hıçkıra hıçk…
…az Dinginliğe kavuşmak için bir çığlıktır bu Korkuyla dinginlik arasındaki yol Sürecek, sürecek, sürecek Ömür asıl budur Bilmeyiz sahiplenmediğimizden Var eden bir et parçasını Dinç tutan, diri tutan... Sadece siyah ve beyaz…
…farkı dilimiz döndüğünce açıklamaya çalışırken diğer bir taraftan da bir duygunun, düşüncenin ya da eylemin nasıl oluştuğu konusuna değinmemiz gerektiğini fark ediyoruz çünkü tüm bu olanlar sebepsiz yere gerçekleşiyor olsay…
…uzak, çok uzak, çok uzak ve çok uzak. Gemiyi kaç fırtına daha durdurur? Laçka olmuş göz pınarından geçip Bir asrın getirdiği sığıyor göğsüme. Sorulan suallerin her biri bir damla Nerede, nerede, nerede ve nerede? Gün geldi.…
Ne anlayışsız bir karım vardı. Neymiş efendim, onu artık hiç sinemaya götürmüyormuşum. Sanki götürünce hakkınca izlerdi de kafamın etini yemezdi. Daha bir akşam bir filmi sonunu getirmişliği yoktu. Yarısına gelmeden sızı