Zamanda yolculuk, paralel
evrenler, üniversite fiziği bilgisiyle harmanlanıp genel okura hitap etmesi
adına “kuantum” etiketiyle sunulmuş bilim kurgu soslu hikâyeler – pek de
spesifik olmayan bu sıfat tamlamasını okurken muhtemelen hepimizin aklına
çeşitli kitap isimleri geldi bile. Öyle ya, son yıllarda dizi ve film sektörünü
ele geçiren bu akımdan edebiyatın da nasibini almaması düşünülemezdi. Peki bu
kulvarda bir eserin öne çıkıp fark yaratması gerçekten mümkün olabilir mi?
Ortaya attığı ihtimal ve bunun
beraberinde getirdiği sorularla Süperpoze, öne çıkmaya hiç değilse yaklaşıyor.
“Bir Kuantum Romanı” olarak tanımlanan eser, 300 küsur sayfada temposunu hiç
düşürmeden okura hızlı ve anlaşılması kolay bir deneyim vaat ederken aralara
fizik sıkıştırmayı da başarıyor. Türündeki kitaplara oldukça benzese ve konusu
pek özgün olmasa da ele alış biçimi bambaşka. “Aynı anda iki farklı yerde
olabilir misiniz?” diye soruyor bize. Bu, maddesel gerçeklikte mümkün mü?
Elektronlarınız kararlı hâle gelene kadar birden fazla yerde bulunabilir
misiniz? Peki ya dalga formlarınızdan biri, ötekinin haberdar dahi olmadığı bir
suça karışırsa? Bu durumda, suçlu siz misiniz, öteki mi?
Öteki sizsiniz. Suçluyu uzaklarda
aramayın. Şimdi tek yapmanız gereken, jüriyi suçu işleyenin siz olmadığınıza
ikna etmek. Bunu dalga formunuz olabilecek en absürt şekilde kararlı forma
geçmeden yapmanız gerekiyor üstelik. Tik tak.
Kısacası, benzer türdeki
kitaplardan keyif alıyorsanız şans vermeniz gereken, kayda değer yenilikler
sunmasa da kendi türünün başarılı örneklerinden birisi, Süperpoze. Hem olur da
günün birinde sizin de elektronlarınız benzer bir şekilde kalırsa duruma
tamamen yabancı olmamakta fayda var, değil mi?
Yorum bırak