Zihinsel Utku

by • 7 Ağustos 2016 • Köşe, RıhtımYorumlar (0)557

Zihinsel Utku

Tutkulu bir şekilde bağlandığımız hedeflere ulaşmamız utkuları doğurur. Zafer olarak nitelendirdiğimiz tüm kavramlar bu mekanizmaya dahil ise, öncelikle bir hedef bulmak gerekir -şayet bu hedeflerden herhangi bir tanesine sahip değilseniz, bırakın zaferlerinizi kucaklamayı, anksiyetenin en az bir iki türüne kucak açmış olursunuz. Hedefsiz kalma durumu, iyi yönlendirilmemekle yakından ilgilidir ve çevresel yönlendirmelerin yanı sıra, asıl önemli olan, bireyin kendisini yönlendirebilmesidir.

Şimdi, bir bireyin hedef bulma konusunda başarısız bir dönem geçirdiğini ele alalım. Bu kişi, milyonların severek dinleyeceği eserler sunacak olan bir kişi olsun. Yazmış olduğu şarkı sözlerindeki etkiler, hedefini belirli dönemlerde bulamamış insanlarca ayrı bir sevilecekken, bu duruma hiç düşmemiş kişilerce de övgü yağmuruna tutulmuş olsun.

Farklı zaman aralıklarında yazmış olduğu şarkıların sözleri ve ritimlerini incelemek isterseniz, aşağıdaki şarkıları dinleyebilirsiniz. Burada sadece Joshua Homme’un dile getirdiği birkaç parçayı ve “o” mesajları içeren cümlelerini sunacağım;

  1. Queens of the Stone Age – Better Living Through Chemistry: Bu parçada, antidepresan ilaçlara maruz kalacağını öğrenen kişinin yakarışını görüyoruz. Şarkı “the blue pill opens your eyes/Is there a better way?” (Mavi hap gözlerini açar/Daha iyi bir yolu yok mu?) sözleri ile giriş yapıyor. Hedeflerine ulaşmakta zorlanan kişi, bırakın kendi hedeflerini belirlemeyi, dışarıdan sunulmuş olan hedefleri de benimseyemeyerek boşluğa düştüğünde, bu bireylere kimyasal yardım sunuluyor. Ömür boyu tüketmesi gereken ilaçların, bedeni üzerindeki etkileri anladığında ise “daha iyi bir yolu yok mu” sorusunu soruyor kişi – en azından kendine hedef bulmak için gerekli gayreti oluşturmaya başlıyor.
  2. Queens of the Stone Age – No One Knows: Bu parçada ise ilaçlı tedaviyi kabullenmiş, tedavi süreci içerisinde bulunan bir bireyin söylemlerini görüyoruz. Şarkının geneline baktığımızda, ilacın boğazına yapışmasından şikayet eden görüşlerden, kendisine gülümseyen cennetin altında bulunurken kimsenin tahmin edemeyeceği bir hediye aldığını iddia eden bir bireyin, ters/düz olan, kesin bir yargıya varamayan yorumlarını görüyoruz. Genel anlamda, bireyin henüz bir hedefi yok ve bu belirsizlik içerisinde bata-çıka yaşamaya devam ediyor.
  3. Queens of the Stone Age – Kalopsia: Yakın bir tarihte görüşmek üzere, o siyah balonlarla vedalaşan zihin, artık kendisini aldatmamak için kesin bir kararlılıkla ilerliyor. Burada, geceleri görmekte olduğu o kâbus adasından ayrılarak sevdiğini haykıran adam, sadece bir cümle sonrasında tekrar çelişkiye düşüyor ve “ben bu sevme işini dahi kontrol edebiliyorum, kontrol etmeye çalışmamışken bile bunu yapıyorum” diyor.

Bu farklı tarihlerde gerçekleşen parçalar arasında daha onlarca parça bulunuyor ve her birinde farklı bir serzeniş bulunuyor. Ancak, şunu da belirtmek gerekir ki Joshua, hedef olarak seçtiği şeyi, Kalopsia parçası ile aynı albümde bulunan “I Appear Missing” parçasında açıkça sunuyor. “Senden önce hiçbir şeye aşk ile bağlanamadım” söylevini, sevecek bir şey bulamadığı için değil, hissettiği bu duyguya daha önceden hiç yenik düşemediğini belirtmek için gerçekleştiriyor.

Tam da bu noktada zihinsel zaferimizi gerçekleştirmiş oluyoruz. Nice karamsar ve ortak realiteden uzaklaşan söylemlerden sonra nihayet bir hedef belirleniyor, üstelik dış etkenlerin tavsiyesi üzerine değil, bireyin dış etkenleri yorumlayarak kendisini ikna etmesiyle! Artık bu zihin, tutkulu bir şekilde içinde açığa çıkan duygulara yenik düşüyor! Ve hatta duyguları ile barışarak, bu duyguları yüceltmeyi ve yaşatmayı da hedef haline getiriyor.

Bazı zaferlerin hayat kurtardığı ortadadır. Bazen bir toplumun hayatını kurtarabilecekken bazen ise bireyin kendi hayatını kurtaracaktır. İşte bu zafer ve yenilgiler arasında bulunan ince ip üzerinde yürüyen zihnimiz, eğer gerekirse ilaç yardımıyla sırtımıza bir ton yük yüklenerek ve bu ince ipi asfalt yola çevirerek, yolun karşısına geçmek için uğraşıp duruyor. Zannetmeyin ki zaferimizi tam anlamıyla kutlayabiliyoruz. Zihnin yürümekte olduğu “hayat yolu” sayısız uçurumlar barındırıyor ve eğer zihnimizin kanatları yoksa -ki bence yok- bulunduğumuz seviyeyi korumak bizlere zafer sayılıyor!

Farklı ortamlarda farklı rolleri benimseyebilecek bir toplum ve düzene sahip olduğumuz için, yanımızdan geçen ince ip üzerinde yoluna devam etmekte olan zihinlere lütfen tekme atmayalım! Eğer sendelerse ve kendisini toparlayamayacak gibiyse yardımcı olun ancak kendi halinde ilerleyen bir zihnin koluna girerek “ben bu yollardan çok geçtim, dur sana yardımcı olayım” demek, durduk yere o zihnin dengesini kaybettirecek bir hareket de olabilir. Bu durumları bir kenara not aldıktan sonra, şu ince ipin üzerinde, bir adım daha atıyorum. Aslında aşağıya uçmasına sebebiyet vermeyen her bir adım, ayrı bir zafer değil mi?

 

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir