Edebi

Zaman Kontrolü

Zaman; kaydedilen ve öngörülmeye çalışılan eylemler bütününü algılamak için gerekli olan süreçtir. Geçmiş, şimdi ve gelecek kavramlarını üretmemize yarar. Bu temel bilgileri biliyoruz ancak bu bilgilerden yola çıkarak zamanı nasıl kontrol edebileceğimizi biliyor muyuz?

Geçmişi Kontrol Etmek: Hâli hazırda fotoğraf, video ya da ses dosyalarını oluşturup geçmişe ulaşmamız mümkün oluyor. Hatırat şeklinde kaydettiğimiz verileri, bazen o kadar özel anlarımız olmuş oluyor ki, yakınlarımızla paylaşarak onlara duygudaşlık teklif bile edebiliyoruz. Geçmişte gerçekleşen eylemleri kontrol etmek, onları ortak realitede müdahale ile değiştirmenin mümkün olmaması sebebiyle zor görünüyor ancak imkânsız değil…

Geçmiş, maddesel eylemini tamamladıktan sonra hatıra olarak zihnimizde depolanıyor. Bu depo yerinde bulunan veriler “Salt Okunur” formatta açılmıyor ve hatta “Düzenle” seçeneği bile var. Örnek vermek gerekirse, A kişisinin B kişisini dövdüğünü gözlemliyoruz. Bunu zihnimize ve diğer kayıt cihazlarımıza kaydediyoruz. Aradan yıllar geçiyor ve B kişisi, A tarafından hiçbir zaman dayak yemediğini söylüyor. Öncelikle emin hissediyorsunuz ve yaşanan olayı anlatıyorsunuz. A kişisi de sizin anlattığınız şeyin olmadığını dile getiriyor. Siz de kayıt cihazınıza yöneliyorsunuz. Kim bilir, belki de hafıza sorunu yaşayan kayıt cihazınızdan o verileri kendiniz sildiniz. Ancak bu durum, sizde video ya da ses olarak kayıt olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Hem A hem de B kişisi, sahip olduğunuz bu anının kurmaca olduğunu söylüyor ve siz de onlara inanmaya başlıyorsunuz. Aslında ilk baştan beri, bir başka kişi olarak siz bu olayın yaşandığını ve kayıt etmiş olabileceğinize ihtimal vermiyordunuz. Geçmiş bilgisi, kayıtlı olsun ya da olmasın, her zaman inanca göre değer kazanır. Geçmiş dediğimiz şey; yaşananlar değil, yaşanıldığına inandığımız şeydir. Tabii ki günün birinde bize gelip de “Mandela Etkisi” hakkında şeyler söylenecek ve bizler de “Vay be…” diyeceğiz.

Şimdiyi Kontrol Etmek: Şimdiyi kontrol etme eylemi, diğer iki zaman dilimine oranla daha zordur ama imkânsız değildir. Algı bombardımanı dediğimiz şeye maruz kaldığımız en yoğun zaman birimidir, şimdiki zaman. Renkler, sesler, cisimler, şekiller… Her şeyde bir anlam çıkarmaya ve savunma taktikleri geliştirmeye çalışan zihnimiz aynı anda da yaşamı takip edip kararlar vermeye çalışır. Verilen kararlar gelecek ile ilgili olduğundan, biz algı bombardımanına geri dönelim…

HUB adı verilen sistemleri bilirsiniz. Veri yığını bir noktada toplanır, işlenir, elenir ve belirli bir düzene koyularak da ilgili noktalara ulaştırılır. Veri yığınının toplandığı nokta, şimdiki zamandır. “An” adını verdiğimiz ve saliselerle betimlemeye çalıştığımız anlar bütününde, zihin adını verdiğimiz işletim sistemi verileri analiz etmektedir. Oturup düşünsek, taşınsak, karalara bağlasak, hoplayıp zıplasak, kendimizi aşsak ya da buna benzer eylemleri bilinçli bir şekilde yapmaya çalışsak bile; zihnimizin otonom olarak işlediği verilerin trilyonda birini işleyemeyiz. Ortamdaki gürültü seviyesi, nesnelerin şekilleri, tonlar, renkler, geçmişte deneyimlenmiş duygular, hareketler, düzensizlikler, düzenlilikler, sadelikler, karmaşıklıklar… Her şey analiz edilmeye devam ediyor. Siz bu analizi tamamen kontrol altına alamazsınız ancak en azından düzgün çalışmasını sağlayabilirsiniz. Bilgisiz kalan zihinler, yanlış analizler yapar ve yanlış kararlar verirler. Buna cahillik de diyebilirsiniz. Geçmiş, bir inanç meselesidir ve Şimdiki Zaman ise bu inancın sorgulanma işlemidir. Sorgulamadan inanmayın.

Geleceği Kontrol Etmek: Geçmişte yaşanan verilerin analizleri tamamlandı, kararlar verildi ve yarını yaşamak için hazır hissediyorsunuz. Tam olarak bunu hissediyorsanız, kendinizden eminseniz ve yaşayacaklarınıza inancınız tam ise; yanılıyorsunuz…

Gelecek de en az geçmiş kadar hayali bir kavramdır. Zihninizde tamamlanan veri analizinden sonra bazı sonuçlara ulaşırsınız ve bu sonuçların etkenlerinin ne olduğunu tamamen anlamaya çalışırsanız, bir ömür daha boşa gitmiş olacaktır. Peki, geleceği kontrol etmek mümkün müdür? Hem mümkündür hem de en çok kontrol edilen zaman kavramı burasıdır!

A kişisi ile B kişisi arasında bir anlaşmazlık var ve ikisi de birbirine katlanamadıklarını belirtiyorlar. İşin kötü yanı şu ki, A ve B birlikte size yardım etmezse yıllardır üzerine uğraştığınız plastikten bir iş yarım kalacak ve zarara siz uğrayacaksınız. Zihninizin savunma mekanizması harekete geçiyor ve A ile B’nin aralarını iyi tutmak için elinizden geleni yapmanız gerektiği sonucuna ulaşıyor (Hâlbuki piyasada daha birçok A ve B kişilerinden var, siz sadece bu ikisini tanıyorsunuz). A ile B’ye bağımlı olduğunuza inandığınız için, kendinize ayırmanız gereken geleceğinizin bir kısmını onlara harcıyorsunuz. Veya da siz, A ile B kişilerinin size ihtiyacı olduklarını fark ediyor ve size bağımlı kalmaları için gelecekte onları karamsarlığa düşürecek tedbirler sunuyorsunuz, onların hayatlarının bir kısmını kendiniz için kullanıyorsunuz.

Geçmişi, şimdisi ve geleceği belirli kılmaya çalışan zihinler bizleri neye inandırırsa inandırsın; yapmamız gereken şey minimum zararla hayat denilen savaştan kurtulmak değil, tüm zamanlara anlam katacak duyguları çevremizdekilerle paylaşabileceğimiz bir ortam bırakmaktır.

Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.