Yarım Kalmaya Zorlanmış Hayatlar

by • 12 Şubat 2017 • DemlikYorumlar (0)320

– “Nasılsın?” dedim.

– “Bilmiyorum. Sen?” dedi.

– “Biliyorsun…” dedim.

Ağlayamıyorum ama gözlerimin dolmasına alıştım artık. Ne hangi gün olduğunu hatırlıyorum ne de başka bir şeyi. Hatırladığım sadece bunların olduğuydu.

Sabah kalktığımda güneşin utanmasını umursamadan çektiğim perdelerim, yarattığım bütün karakterlerimi sığdırdığım tek kişilik bir yatağım, bir masam ve bir de eksik anlatırım diye hep anlatmaktan korktuğum anılarım vardı.

Bir beklenti içindeyseniz eğer tüm bunları okurken, bir şey vadetmediğimi söylemek isterim.

Bir yandan büyümeye çalışırken bir başınıza diğer yandan sizi küçük bir çocuk olarak bırakan hep yenildiğiniz o duygular vardır. Direnmeden ama boyun da eğmeden, dokunamadan bazen hem görerek hem de duyarak ama hep anlayamadan…

Bana mahallede sapan yapmayı, sapanla kuş vuran abilerim öğretti ama ben sapanımla hiçbir zaman kuş vurmadım. Besledim aksine ama onlar boğazımın sol tarafını yırtıp kaçtılar benden. Saklayacak bir şeyimin kalmadığını düşünürken tüm sol taraflarımdan, bir kez daha yanıldığımı anladım. Sol taraflarınızda hep ama hep sakladığınız bir şeyler vardır.

Bir an olsun kaldırırsanız başınızı göğe, bir şeylerin hala hayatta olduğunu anlarsınız. Siz, tüm bu maviliklere anlam vermeye çalışırken, yeşil bir çınarı, bembeyaz bir bulutu ve hatta bir martının gri gözyaşlarını kaçıracaksınız belki de.

Ben hiçbirine dokunamadım, koklayamadım ama hepsini gördüm, hepsini duydum.

Ve artık anlatmaktan korkmayacak hale geldim. Kelimelerimi çıkardım sakladığım çekmecelerden ama aramaya üşendim noktalama işaretlerini ve hep kalemimin arkasındaki silgiyi kullandım.

Ama şimdi de beni anlayamazsınız diye korkuyorum.

İkinci tekil şahıs, birinci tekil şahıstan önce geliyorsa, yanması için uğraştığın şey sönmeye ant içmişse, papatyaları toplamak için anlam veremediğin bahaneler sunuyorsa bir bahçıvan ve uçtuğu için ölüyorsa bir kelebek…

Anlatmaktan korkmuyorum.

Bir beklenti içindeyim tüm bunları anlatırken, bir şey vadetmediğimi hep sonradan anlıyorum.

Kazanamadan kaybettiğim şeylerin tam merkezinde, savrulmasını hiç istemediğim bu yaşanmışlığımı hiç kimsenin görmemesini istiyorum. Tüm bunlara rağmen hala beni anlamalarını istemem size göre büyük bir bencillik, bana göre büyük bir yalnızlık.

Kayıp bir senaryo, doğaçlama yaşantılar ve ne gelirse gelsin başımıza, kabul etmekle meşgul geçiyor ömrümüz.

Bedenlerinde kimsesizleşen, anlamı kadar siyah bir portrenin… Kusmuğunda boğulan, önemi kadar hissizleştiren derinliğin… Ve tüm bu kadarlar, bıraktığımız kadar.

Hüznü çıkarırsanız eğer gözlerden, hiçbir ortak noktası kalmaz gökyüzüne bakanların.

Düşüncelerin siyah bir kâğıda siyah bir kalemle yazıldığı bu evrenden bir şey isterseniz eğer iki kez düşünmelisiniz ve merak edecek olursanız, tekrar duymak tekrar görmek isterseniz, onlar hala gökyüzüne bakıyor olacaklar.

– “Peki, bunlar ne?” dedi.

– “Yarım kalmış yaşantılar…” diyebildim.

Ki bu cevap bile yarımdı…

Yazan: Ahmet Engin Gökçe

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir