Vişnenin Cinsiyeti

by • 9 Nisan 2017 • Kitap, Kitap İncelemeleriYorumlar (0)222

Uzun zamandır bir kitabı bitirdikten sonra “hakkında mutlaka yazmalıyım” dememiş, birileriyle paylaşma isteğini bu kadar derinden hissetmemiştim. Vişnenin Cinsiyeti beni kelimeleri arasına öyle güzel sakladı ki, kitabı her elimden bırakışımda günlük hayatın akışına kapılmadan önce birkaç dakika kendimi aramam gerekti. Şimdi de eğer becerebilirsem bu özel eser hakkında bir şeyler karalamak istiyorum.

Öncelikle kitap mükemmel bir önsöz ile başlıyor. Okurken “önsözü böyleyse, kitabın tamamı nasıldır acaba.” diye düşünmeye başlamıştım bile. Diyor ki bu önsözsün başında:

“Vişnenin Cinsiyeti aslında meyvelere dair değil. Daha önce hiç görülmemiş ama özlemi çekilen, hayali kurulan şeylere dair. Yaşamı yolculuk ve riziko olarak görmeye dair. Alabora olma ve kurtarılmaya dair. Öykü ters yüz olmuş bir kayığın içinde kalmış bir hava boşluğundan ibaret.”

Hikayenin kendisinin aslında boşluğun kendisi olduğunu söyleyen yazar, bizi bu boşluğa çekedursun, biz boşluğun kendisine dönüşmeye bile gönüllü oluyoruz okuma sırasında.

“Yapay, kullanışlı ve keyfi bir zaman içinde yaşamaya zorlanıyoruz. Buna karşı gelen ise gerçek zaman duygumuz –doğal ritim, mevsimsel değişimler, uyumak, uyanmak, kalp atışı, geçmiş. Her bir saatin başka bir saat uzunluğunda olmadığını biliyoruz. Günlerimizin ölçüsü bir örnek, ama yaşadığımız gerçek zaman bu değil. Hatırladığımız da bu değil.”

Yazara göre okumak bize okumamaktan daha fazla zaman kazandırıyor. Çünkü okumak o esnada zaman kavramını derinleştirip, esneterek ve hatta sınırsızlaştırarak uzatıyor. Ve biz “balık ağının deliklerinde saklı olan gizi” bulmak için gezinip duruyoruz. Çünkü esasen değerli olan tüm o şeyler, hayatımıza bir tılsım gibi dokunacak olanlar, yani görünende değildir, arkada, en arkada, her şeyin altında gizli ince bir tüldür belki de. Ayrıca tülün “gerçekliğini” sorgulamak da yine yazara göre manasız bir durum. Çünkü diyor ki:

“Bir şeyin ‘gerçek’ olup olmadığına kafa yoracağına, “yerinde” olup olmadığına bak. Okumak özgürlüktür, bir dizi kural değil.”

İşte bu yüzden, kuralsız, sınırsızca okunması gereken bu kitap yazarın yaptığı yolculuklardan değil, belki başka yerde, başka bir zamanda yapmış olabileceği yolculuklardan oluşur. Tüm bunların içinde de cinsellik, aşk, yalan, zaman, estetik gibi temalar yoğunlukta olmak üzere daha farklı kavramlara da şu ana kadar hiç bakmadığımız açılardan bakabiliyoruz. Bu kadar zor, gizil ve bu kadar akıcı olmayı başaran Vişnenin Cinsiyeti’ni cümle cümle, sesli bir şekilde okumak istemem bundandı sanırım. Sindirilemeyecek hiçbir cümle kalmasın istiyor insan.

“Bir zamanlar hepimiz göçebeydik, gözle görülmeyen ama bilenin bildiği izleri sürerek dağlar, çöller, denizler aştık. Ama bir yere yerleşip de ağaçlar gibi kök saldığımızdan bu yana, tohumlarımızı saçacak olan rüzgârı kullanamaz olduk ve yalnızca hastalık ile mutsuzluk bulduk.”

Arka kapakta da belirtildiği gibi Vişnenin Cinsiyeti hayal gücüne dair yazılmış bir güzelleme. Gerçekten yüzeysel olarak baktığımızda, içeriğin reel hayatta var olmayacak bir kurgudan ibaret olduğunu görürüz. Peki bu gerçekliği ne kadar zedeler? Denize uzaktan baktığımızda dalgalarının masalsı ve şairane oluşu onun derinliklerinde yatan somut, gerçek ve hatta bazen acımasız doğasını sahte kılar mı? Bu kitapta benim için, masalsı görünümünün ardında zamansızlığa doğru atılan bir adım gibi, kapkara ve yumuşak bir boşluğun içine çekiyor okuru.

“Ama bana hiçbir zaman dokunmadı. Bir oğlan çocuğunu seviyordu. Birbirlerine dolanmış yatarlarken tek bir okla deldim ikisini de. Bunun şiirsel bir şey olduğunu düşünüyorum hala.”

Köpekleriyle yaşayan devasa büyüklükte, yüzü irinlerle dolu bir kadının; Thames nehrinde bulduğu Jordan’ı yanına almasıyla başlıyor kitap. Jordan’ın kendi kafasıyla/kalbiyle upuzun yolculuklara çıkışı… Çirkinliği, büyüklüğü, zorbalığı, şiddet eğilimine karşı aşırı saf ve aşk arayan Köpek Kadının masumane kötülükleri… İkisi de hayatın hava kaçıran yerlerine sıkıştırılmış iki ayrı tıkaç gibi. Sıkıştıkları yerden bizim hiç görmediklerimizi söylüyorlar bize. Özellikle Köpek Kadın o kadar rahatsız edici bir karakter ki sırf bu yüzden bile çok seviyorsunuz onu.

“İçinde yaban hayvanlarının yaşadığı kara bir kule var. Kulede ne kapı ne de pencere bulunuyor. Kimsenin girmesine çıkmasına izin yok. Kulenin en tepesinde bir kafes var. Kafesin parmaklıkları kemikten. Bu kafesin içindeki tutsak ruh güneşi görmeye çalışıyor. O kule benim bedenim, kafes ise kafatasım. Rahatlamak için türkü çağıran ruh ise benim, kendim. Ama rahatlayamıyorum. Yapayalnızım. Öldür beni.”

Kitap aynı zamanda gerçek bir tarihe de dayanıyor. 17. yy İngilteresi. Bu sebepten çeşitli olayların insanlar üzerindeki etkisine de değinmiş yazar: İlk muzun ülkeye gelişi ve insanlara tanıtılması, ananasın ilk defa görülmesi, yaşantılardaki anlamı. Bunların birer meyve olmaktan çok birer imge olarak insanlara neler hissettirdiği de dikkati çeken öğelerden bazıları. Bir başkası ise masalların yönünün, renginin, anlamının değişmiş olarak sunulması. Bir çocuk masalı olan “12 Prenses”i bambaşka bir şekilde kurguya dahil edilmiş. Masalın kendisi en azından başlangıçta aynı görünse de, 12 prensesin sonsuza dek mutlu yaşamalarını “kocasız” yaşamalarına bağlayarak, gözlüklerimizi ters takmamızı sağlıyor Winterson.

“Zamanın hiçbir anlamı yok bu yolculukta, uzamın, mekanın anlamı yok. Tüm zamanlarda var olunabilir, her mekanda bulunulabilir. İnsan aklı bir günde okyanusları sığ havuzlara dönüştürebilir. Doğduğu topraktan bir adım öteye gidememiş kimi kişiler tüm dünyayı dolaşmışlardır. Düz çizgi üzerinde sürdürülen bir yolculuk değildir bu, bir ileri bir geri gider, takvim tanımaz, gövdenin kırışıklıklarını, buruşukluklarını görmez. Benlik belli bir anda, belli bir mekanda kıstırılamaz; ama kimi kez, belki bir an ile bir mekanın kesiştiği bir noktada ve yalnızca orada, belki bir an için, benliğin bir kapıdan çıktığı görülebilir. Ve anında yok olur.”

Yazar size bir hikaye okutmuyor, size bir hikaye veriyor. Hep saklamak isteyeceğiniz.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir