Varoluştan Yok Oluşa

by • 6 Aralık 2015 • DemlikYorumlar (0)790

Büyük ikramiyeyi tutturamadığım için hafta başı işime döndüm ve çalışmaya devam ettim. Sistemi sevmiyordum ama beni alt etmişti. İçeri girdim ve kahvemi hazırlarken vazgeçmeyeceğimi söyledim kendime. Belki haftaya, belki ondan sonrakilerde tutturabilirdim bu lanet şeyi.

‘Emir geldin mi? Yeni lastikler geldi.’

‘O gün geldiğinde bu lastikleri g.tüne sokacağım Osman.’ Diye geçirdim içimden. Hepimizin hoşlanmadığı, anlamadığı insanlar olur hayatta. Beni engellemek için vardı bu iş, insanlar, barlar ya da gece kulüpleri. Hepsi erteliyordu içimden gelenlerin çıkmasını. Yumuşaktım, bazen kaçamazdım işten, insanlardan ve gece kulüplerinden. Yumuşaktım, insanları dinler, bazen hoşlanırdım onlardan. Yumuşaktım, çünkü zerre kadar değer vermediğimi düşündüğüm kadınları uykularında izlerdim ve ağlıyordum bazen kendimle yüzleşerek. Yumuşaktım çünkü güçlü değildim yeterince.

En azından zamanımı geçiriyordu mesai saatleri. Düşünme zamanı vermiyordu bana, yoruyordu beni. Başkası için çalışma fikri beni bu kadar rahatsız ederken şanslıydım aslında, rahat sayılabilecek bir işteydim. Bir de ne yaptığını bilmediğim, patronu onu kovmasın diye g.tünü yırtan, ikinci ya da üçüncü sınıf işlerde çalışanlar vardı. Evet, rahattım kesinlikle. Şu altı sayıyı bilsem daha da rahatlayabilecektim. Garajdaki çocuklardan biri girdi odaya, Necip. Bilgisayarda loto ve piyangoyla ilgili arama yaptığımı gördü.

‘Abi bana takıl. Her hafta oynuyoruz ve sistemimizle kazanacağız sonunda.’

‘Sistem mi ?’ Yirmi milyonda bir olan bir olasılık için fazla emin konuşuyordu.

‘Evet. Bir tek basamaklı sayı, iki 10’lu sayı, bir 20’li sayı, bir 30’lu sayı, bir 40’lı sayı.’

Kafamı salladım, bu adam bir kaçık olmalıydı.

‘Birbiriyle uyumlu sayılarda önemli. 3 ile 8, 21 ile 27 sıklıkla beraber çekilirler.’

‘’enim sayılarımda 3 ve 8 de vardı. Geçen hafta rüyamda gördüm ama yedi lira ikramiye verdi.’

‘Gelecek haftalar içindir belki ağabey. Aynı kuponu oynamaya devam et. Bir sayıyla kaçırıyorum birkaç haftadır, bu yıl içerisinde tutturacağım.’

Neden bahsettiğini biliyor gibi duruyordu. Bu b.k çukurundan çıkabilirdi belki. Onunla bir iki hafta oynayacaktım, tahammülüm kalmayana kadar. Öğlen aralarında geliştirdiği sisteme uygun bir kupon yapardı, bir tanede sabit kupon. Bazen iki sayısı sabit, dördü değişerek yapılan on tane kupon. Necip tutkulu yapıyordu loto oynama işini. Bende aynı sayılarımı birkaç kere daha denemeye karar verdim.

‘Hanımın ne diyor peki bu hobine?’

‘Evli değilim ağabey. İnşallah seneye evleneceğiz, sözlüyüm. Başlarda hoşuna gitmemişti bu yaptığım ama artık rahatsız olmuyor, destekliyor beni.’

‘İkramiyeyi tutturursan ona da bir şeyler almayı unutma Necip.’

‘Ayıp ettin ağabey. Yarın beraber oynayalım seninle.’

‘Tamam, oynayalım.’

Mesai bitti ve eve döndüm. Camdan aşağı son bozuk paralarımı fırlattım.

Bir e-posta gelmişti ve şuna benzer şeyler diyordu:

‘Emir Hür yazın başlayacak olan gençlik dizimiz için senaryo yazarımız olmanızı istiyoruz. Anlaşma halinde ilk beş bölümden sonra dizinin devamı halinde haftalık bölümleri yazmanız gerekecek…’

Acıtmıştı. Gençlik dizisi mi? Bu şerefsizler birini incitmeyi iyi biliyordu. Ne yazık ki gelen başka bir e-posta yoktu. Zayıf anımda bu teklifi yapıp ruhumu çalmak, satın alıp öldürmek istiyorlardı. Dandik bir kanaldı, ruhumu alacak kadar para teklif edemezler diye düşündüm. Yinede benimle alay etme amacındaydılar, küçük düşürücüydü. Bir süre yazarken cinsellikten bahsetmeyecektim. Beni anlamıyorlardı. Gösteri dünyasındaki sahte olaylarla karıştırıyorlardı. Olayların içini göremiyorlardı, ruhunu göremiyorlardı. Gören biri çıkmamıştı henüz, kimisi gülüyor kimisi hüzünlenip eşlik ediyordu. Dışarıdan bakıyorlardı olaylara. Ben içimi dökmeye devam edecektim. Şov dünyasının b.ktan bir yer olduğunu görmüştüm son bir iki yılda. Buzdolabından tereyağını çıkardım ve büyükçe bir parça ekmeğin içini açıp içine sürdüm, evde jambonum olmaması moralimi bozmuştu. İnsanların morali kolay bozuluyordu, terk edilince, tarağını kaybettiği zaman, hava yağmurlu olunca… Kolay kızıyorlardı. Antidepresanların ve tımarhanelerin bollaştığı ve taştığı zamanlardaydık. Terk edilmiş ya da tarağını kaybetmiş insanlar delirip antidepresanlara saldırıyor ya da tımarhanelere akın ediyorlardı. Gerçekten deli olanların, gerçek depresyondakilerin hakkını gasp ediyorlardı. Kolay bir şey olmuştu artık hasta olmak, delirmek, herkes hastaydı. Herkesin devasa, çözülemeyecek problemleri vardı. Herkes çıkarcıydı ayrıca, eskiden yanımda kimse yokken şimdi güzel kadınlar bana geliyorlardı, zengin adamlar benimle arkadaş oluyorlardı. Ben aynı bendim, bende bir değişiklik yoktu. Onlar sadece basit şeyleri istiyorlardı. Sonradan edinilebilen şeyleri. “Şu saat güzelmiş” ya da “Cumartesi akşamı ne yapıyoruz?” gibi.

Yazan: Deniz Gürmen

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir