Uzakların Çığlığı

by • 13 Ağustos 2017 • DemlikYorumlar (0)122

Anam bu sabah beni ezanla kaldırdı.

“Çarşamba mı bugün?” diye sordum mızmızlanarak. Anam her Çarşamba ezan vakti kaldırırdı beni, çocuk gözlerim istemezdi uyanmayı. Ben göz kapaklarımı açmaya zorladıkça onlar kapanmak için bastırıyorlardı. Hele de bu sabahki kadar soğuksa hava uyku daha bir tatlı gelirdi. Macunu dökülmüş camların fırtınadan zangırdaması, tipinin uğultu sesi ve çay kokusu bana hep uykuyu hatırlatır. Bir de uzaklara giden babamı.

“Mızmızlanma da geçir ceketini sırtına” dedi anam yamalı ceketimi elime tutuşturarak. Babamdan kalan kasketi de başıma koyarak yanaklarımdan öptü.

“Hah! Şimdi aynı baban gibi oldun” dedi ve elimden tuttuğu gibi kar kokulu sokağa çıkarttı beni. Az önce evde uğultusunu işittiğim tipi şimdi yanaklarımı yalıyordu. Kafamı iyice eğerek köyün dar sokaklarını adımlamaya başladık. Gökyüzü yeni ağarıyordu, güçlükle açtığım göz kapaklarımı iyice kısarak anamın kırmızı iple kenarlarını diktiği lastik ayakkabılarımı izlemeye koyuldum. Ortalıkta kimsecikler yoktu ayak seslerimizin yankılarını duyabiliyorduk. Anam öyle hızlı yürüyordu ki ona yetişmek için koşuyordum adeta. Bir erkek sesi sessizliği yırtarak çınladı kulaklarımızda.

“Fatma Bacı hayırdır, bu saatte nereye gidiyorsun?”

“İstasyona gideriz” diye kestirip attı anam.

“Boşuna gidersin. Şu sabiyi bari sürükleme peşinden yazıktır”

“Var git işine” diye payladı anam adamı. Anam, erkek gibi kadındı. Tek başına evimizi çekip çevirirdi. Hele bir erkek yanaşmaya çalışsın alnının çatına indirirdi kazmayı.

“Baban gelmiştir çoktan, aslan oğlum der sarılırsa sana, sakın geri çekilme sende aslan babam de. Yıllardır arayıp sormadım diye utanmasın, ezilmesin karşımızda erkek adamdır kaldıramaz. Anam eksikliğini belli etmedi dersin. Utanıp üzülmesin içten içe sonra”

Anam haklıydı babamın eksikliğini hiç belli etmemişti. Ama insan hiç yaşamadığı bir duygunun eksikliğini zaten hissedemezdi. Babam benim için hep uzaklardaydı, benim asıl eksikliğim hep anamdı aslında, baba gibi çalışır ana gibi bakardı bana. Aslan olan anamdı. Babam olmasa da olurdu aslında ama anam hep bir umutla beklerdi yolunu. Bense gelmeyeceğini bilirdim.

İstasyona yaklaştıkça anam adımlarını daha hızlı atmaya başladı. Tren çoktan gelmiş, kapıları açılmış, yolcuları inmeye başlamıştı. Anam elimi bırakarak koşmaya başladı, herkesi tek tek çevirip yüzlerine bakıyordu. Son yolcu da inene dek bekledik.

“Erkek adamdır gelmediyse vardır elbet bildiği” dedi anam ve ellerimi avucunun içine alıp öperek ısıttı.

 Günlerce hasta yattıktan sonra bir haftaya çıkamadı anam. Ölürken bana her Çarşamba günü babamı istasyonda beklememi öğütledi. Kendisinin nereye gideceğini sorduğumda uzaklara dedi. Ölümün ne olduğunu bilmediğimden anamın da babamın yanına gittiğini sanıp her Çarşamba günü istasyonda ikisini de beklemeye başladım. Bu bekleyiş yıllar sürdü, ben bekledim ama onlar hiç gelmediler.

14 Mayıs 1980 Çarşamba sabahı valizimi alıp çıktım evden, ilk defa izler gibi izledim köyün sokaklarını, anamı düşündüm bir süre ne çok severdi beni. Zaten bir tek o severdi. O gittikten sonra ne halimi soran oldu ne de başımı okşayan. Babamla mutlu olmalı ki o da gelmedi uzaklardan.

“İsmail hayırdır nereye?” diye sordu tanıdık bir ses. Kim olduğunu çıkaramasam da bilincimde kodlanmış bir sesti bu ses. Biliyordum beni düşündüğü için sormamıştı, merak ettiği için sormuştu. Dönüp kim diye bile bakmadan cevap verdim.

“Uzaklara”

Yazan: Semiha Can

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir