Umutluluk

by • 9 Nisan 2017 • DemlikYorumlar (0)269

-Evin bütün işleriyle ben ilgileniyorum, her şeyi ben yapıyorum. Sen kılını bile kıpırdatmıyorsun!
-Tamam, bunları daha sonra konuşalım.
-Hayır! Bak bu söylediklerimi bile dikkate almıyorsun.
Tamam, şu an çok yorgunum, daha sonra konuşalım.
-Yeter artık! Bu hayattan da senden de bıktım!
-Yahu tamam!

Daha sonra sessizlik oldu.
İki dakikalığına kör, sağır, dilsiz, hissiz oldum.
Annemin çığlıklarını duyup salona gitmedim.
Babamın annemi dövdüğünü görmedim.
Ona “çık git buradan şerefsiz herif!” demedim.
O lafı söyledikten sonraki dayağı hissetmedim.

O günden sonra kimse bana çocuk demedi.
Annem artık bana oyuncak almamaya başladı.
Kendi başıma banyo yapmaya alıştım.
Bayram harçlıklarım azaldı.
En sevdiğim pantolonum kısa gelmeye başladı.
Attığım taşlar tükendi.
Kiremitler kırıldı.

O günden sonra monoton geçti her şey.
Ev ve okuldan başka bir yere gitmedim.
Hep aynı şarkıları dinledim.
Yeni arkadaşlarım olmadı.
Harçlığıma zam geldi, harçlık alabildiğim zamanlarda.
Kalemtıraş kullanmamaya başladım.
Bıyıklarım çıktı.

Gel zaman git zaman…
Yazmaya başladım.
İlk önce Atatürk’ü yazdım.
Sonra sıra teyzeme geldi.
Yazdıklarıma bakıp eğlenmeye başladılar.
Küçümsendim hep, alay konusu oldum.
O günler de geçti.

Büyüdüm, kısmen.
Yazmayı bıraktım bir süre.
Müzikle ilgilendim.
Hoş karşılanmadım.
Zevk meselesi deyip geçiştirdiler.
Onu da bıraktım.

Sonra aşkı öğrendim.
Ağladım, güldüm.
Yapmam dediğim şeyler yaptım.
Sigara müptelası oldum.
Müziğe sığındım tekrar.
Acıdılar bana, yanımda olanlar oldu, olmayanlar daha çok.
Sancılıydı o evre.
Dayanamadım, kaçtım o okuldan, dönmedim bir daha.

Yeni bir yol dedim, daha aydınlık.
Aydınlıktı gerçekten.
Masmavi bir aydınlık.
İçinde kayboldum, bulana ödül vadettim, bulamadılar.
Sıkıntı çektim.
O aydınlık hiç karanlığa dönmez sandım, ya da beni de yanına alır belki.
Yanıldım.
Yazmaya tutundum, bırakmadım bu sefer.

Okuya okuya sayfalar tükettim.
Herkes evinde uyurken ben yolları aşındırdım bir sayfa uğruna.
İşe yaradı.
Bırakamadım kitapları.
Hem müziği hem yazmayı bir arada götürdüm, ilkti, garipti, güzeldi.
Bu sefer daha emindim, daha güçlü, daha dirayetli.
Ya da öyle olacağını sandım.

Bir göç dalgası altında kaldım bu sefer.
Balkanlardan esen hasret rüzgârlarını hissettim.
Kendimi hissettim.
Fark ettim, yorulmuşum.
Eş olan benzerdir, her benzer eş değildir, anladım.
Bir defter daha yaktım.
Ben de yandım içinde.
Vazgeçemedim.
Kararsızdım, heyecanlı ve nahoş hareketler sezdim.
Sarhoş palavraları ve garip hikâyeler anlattım.
İskandilia’yı keşfe çıktım.
Orada tanıştım Şevket Hamdi Tan ve Fuat Berendey ile.
Yazmayı bırakmayı düşünmeyi unuttuğum anları hatırladım, tekrar bıraktım, tekrar döndüm.
En çok bu evrede hissettim, gördüm, duydum, söyledim.
Bir işe yaramadı.

Yazan: Tarık Nazik

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir