Benli Kalem

Kainat koymuşlar hançereme Genişledikçe genişliyor terliyorum. Teorin var mı bu konuda sevgilim Atlar ölüyor, kuşlar ölüyor, ben ölüyorum. Sızıyorum Süleyman’ın asasından Bir kurt kemiriyor içimi gıdıklanıyorum Kudüs bitti mi? Öyleyse tamam. Süleyman düşüyor, ben düşüyorum. Sonra, hasret şirk koşuyor varlığına…

Ben Öldüm Diyorum

sakince geçip gidiyorum vadilerden atılan kementlerim hep boş döner, fırtına alıp götürürse bir gün aklım uçurumdan aşağı düşer. sen ölünce inanır dedi dilsiz keşiş fırtına şart ve tabii bir de gösteriş, sade olmalı diyorum ve rahatça. dilimden düşmeyen sessiz serzeniş.…

Yirmibirinciyüzyılda

renksiz bir gökkuşağından geçiyorum belimdedir bütün kara delikler seni sen yokken de seviyordum sadece hücrelerim bunun farkında değildiler anlatırken ağlamak önemli bir kavramdır rüzgar kadar önemlidir fiyortlar ve kıyıya dik uzayan dağlar delersek ulaşırmışız istediğimize veyahut yıkılır imiş tepemize her…

Sizli Kale’m

1 Siz bulutların üstünde koşmayı seviyorsunuz diye Tesla olup iklimlerle oynarım. 2 Siz yastık olsanız, savaşınızı çıkarırım. 3 Siz yağmurlu bir bahar akşamı, ben de siz kokan asfalt. 4 Siz misafire gösterilen evin en güzel odası, ben hayallerinizle yaşayan çocuk.…

Ağlama

Sen ağlarsan kuşlar ölür, ağlama. Ekolojik bir buhran çöker üstümüze, Bu rıhtımdan tirenler kalkmaz mesela Ağlar annesinin sütten kesmediği çocuklar Fırtınalar kopar fırlarız sokağa Ne zaman bir fırtına çıksa Alıp götürsün diye yalvarmıştık biz OZ’un o muhteşem diyarına. Ardına cadılar…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

BİZE KATILIN

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Eylül’e kadar gönderebilirsiniz.

37. sayı için tema: “Devrim”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.