Noktalı Şiir

Kan kırmızı şarap içiyorduk o gece, Napa Valley’den, Seri cinayetler işleniyordu esir düştüğümüz adada Ajan Hamilton kadar dikkat çekemezdim elbet, Mesttim. Saint Benoit’den aforoz edilecek kadar da, Günahkar. En kederli şiirimi çektim gözlerime, Tütün kokan jüponumu giydim eğnime Yürüdüm. Adımı…

Rıhtım: Sayı 21

Dergimizin yirmi birinci sayısı ile sizleri selamlıyor, keyifli okumalar diliyoruz. ÖYKÜ Saklı Kalmış Hayat – Uğur Can Satir Dansı – Serkan Üstündağ DEVAMLI ÖYKÜ – KÖŞE Barışamamak – Cemile Tarhan Kendini Bil Dünya – Serkan Üstündağ Sessiz Saçmalıklar (X-XV) – Ferhat…

Rıhtım: Sayı 20

Dergimizin yirminci sayısı ile sizleri selamlıyor, keyifli okumalar diliyoruz. ÖYKÜ Ağustos’tan Bize Kalanlar… – Uğur Can Bazı Hatalar Mükemmeldir – Ege Yılmaz Payiz – Özgür Andaç DEVAMLI ÖYKÜ – KÖŞE Sessiz Saçmalıklar (V-IX) – Ferhat Nehir Sizli Kale’m V – Y.…

Rıhtım: Sayı 17

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.” Nazım Hikmet’in anısına…  *** Dergimizin on yedinci sayısı ile sizleri selamlıyor, keyifli okumalar diliyoruz. ÖYKÜ Balo – Serkan Üstündağ Cumartesi Gecesi – Furkan Sönmez Dolma Kalem – Rezzan Zeren Mesnetsiz…

Dahası Sevmelerin

İnsanların kendi gürültülerinde, Son ses çalan şarkımı duymamalarını seviyorum Balkonda üflemeyi çirkinlikleri Deliresiye sarhoş olmayı Yitmeyi Kalem ve kağıt olmadan şiir yazamamamı seviyorum Ve en çok da insanların, yazdığım şiirleri duymamalarını seviyorum Susmasından kalemimin Küsmesinden şarkılarımın Kirlenmesinden duygularımın Korktuğum kadar…

Bugün de Gitme

Bekle… Hala… Orada mısın? Dinliyor musun sözümü ısrarla? Beklemeye devam edecek misin? Gel… Hiçkimse bilmeden gelmelisin Sisli sabahların içinden Kendini göstermeden, sessiz ve sakin Yıpranmış sayfaların anlattığı hikayelerdeki gibi Sevginin doğduğu yerden Güneşin doğduğu saatlerde girmelisin evime. Altını çizdiğin cümlelerin…

Geçmeyecek Ama Bitecek

Geçmeyecek ama bitecek. Göreceksiniz. Hangisi geçti “geçti” dediklerimizin gösterin. Gösteremezsiniz. Ama her şey kendi lâyığını bularak bitti. İnancımız geçmedi ama kişiye özel bitti. Sevmekten asla vazgeçilmedi ama her gün yüzlerce kişinin solundaki sevgi bitti. Unutmak hiç geçmedi ama hatırlamak terk…

Gelen Musibet

Sağa sola sallanan bir avize kalıntısı ile karşılaştı odaya girdiğinde. Yerde ip parçaları, açık pencereden fırsat bularak içerideki kağıtları uçuran bir rüzgar, açık kalmış bir televizyon ve yırtılmış fotoğraflar vardı odada. *** Meltem, annesinin ölümünden sonra okulunu bırakıp markette kasiyer…

Bir buçuk şekerli çaylar

Parke taşlarında başkentin Adım adım senin izlerin Sen yürüdükçe ben sana koşuyorum Herkesin aksi bir istikamette kendine yürüyorsun Özlediğin kendine, yüreğine Gözlerimiz değiyor birbirine O vakit zaman dursun isterken Kırk sekiz saat sayıyorum Masada ellerin ve çay bardakların Bir buçuk…

İpuçları Bıraktım

İz bıraktığın her insanla kavgalıyım. Bensiz birlikteliklerin “Büyük deprem sonrası İstanbul’u”nun manzarası gibi. Onlarca cümle yazdım, içi sen-ben dolu lav Üstünden geçtiği her yer ateş. Farklı şehirlerin yalnız insanlarıydık Ortak noktalarımıza bir çizgi çektim, doğru olmadı. Geometrik kusurlarını gözardı ettim…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.