Noktalı Şiir

Kan kırmızı şarap içiyorduk o gece, Napa Valley’den, Seri cinayetler işleniyordu esir düştüğümüz adada Ajan Hamilton kadar dikkat çekemezdim elbet, Mesttim. Saint Benoit’den aforoz edilecek kadar da, Günahkar. En kederli şiirimi çektim gözlerime, Tütün kokan jüponumu giydim eğnime Yürüdüm. Adımı…

Kavanoz

Hayallerim dahilinde doluca gezmek farklı yerlerde yaşamak, mutlu olmak vardı. Mesela bir kulübe ya da karavan ya da bir çadır. Düşündüğün an bir hoş geliyor zihne, bir nevi özgürlüğe atılan adım gibi sanki. Zaten kim bunları istemez ki? Özgür hissedemediğimiz…

Tanışma

Biricik sevdiceği, gözlerinin içine bakmaktan başka bir şey yapmıyordu. Her Perşembe günü yürüyüş yaptıkları o tren yolundaki taşların ne kadar huzursuzluk yarattığını da daha yeni anlamıştı. Çünkü susmuş ve gözlerini kendisine dikmiş sevgilisinden gözlerini kaçırıyordu. O esnada, uzunca bir süre…

Güzel’e Ağıt

Hüzünlü kadın ellerinin arasından geçiyorum, yok bir dokunan yok bir dur diyen. Gidemeyişler toplamı bu kalmak. Bu öyle bir kalmak ki acıdan hareketsiz, acıdan nefessiz kalmak. Durmadan aynı kelimeleri ardı ardına sıralayıp içi boş cümleler kurup yeni dünyalar yaratmak… Ben…

Açlık

Bitmez bir açlık benimki, yesem yemesem doymadığım, ucuca ekleyip adamları, uçurtma gibi sallandırdığım, rüzgar kesilince iplerini bırakıp yere nasıl çakılacaklarını seyre daldığım, bitmez benim açlığım doktor, sana anlatırken hoşlanmıyorum kendim için söylediklerimden ama gerçek bu. Bakma öyle yüzüme utandıramazsın beni,…

Gelen Musibet

Sağa sola sallanan bir avize kalıntısı ile karşılaştı odaya girdiğinde. Yerde ip parçaları, açık pencereden fırsat bularak içerideki kağıtları uçuran bir rüzgar, açık kalmış bir televizyon ve yırtılmış fotoğraflar vardı odada. *** Meltem, annesinin ölümünden sonra okulunu bırakıp markette kasiyer…

İpuçları Bıraktım

İz bıraktığın her insanla kavgalıyım. Bensiz birlikteliklerin “Büyük deprem sonrası İstanbul’u”nun manzarası gibi. Onlarca cümle yazdım, içi sen-ben dolu lav Üstünden geçtiği her yer ateş. Farklı şehirlerin yalnız insanlarıydık Ortak noktalarımıza bir çizgi çektim, doğru olmadı. Geometrik kusurlarını gözardı ettim…

İhtimal

Ağyar ! Bir boş bırakılmışlık kattı hüznün bardağıma Bu gece de çevirmedin tuttuğum kadehe derdiğim acıları. Karla karışık yağmurdan, griden ve Balkanlardan gelen soğuktan bıktım. Görüyorum Efruze, Sen de bitapsın, sen de bıktın. Gece sisli yüzünü bekletmeden mahzenlerde, Sevmiş fıtrat…

Kırık Nesnelerin Tiyatrosu

Kırık nesnelerin tiyatrosu bu hayat dediğimiz şey. Bencilce, ahmakça, bir savaş sonlanacakken atılan bombaymışçasına İnsanı insan yapan her şeyden yoksunca. Her ihtimali sevebilenlerin hikayesi bu biraz da. Biz sonlandık yani seninle bir görevdik, başarısız sonuçlandık. Gezegendik belki, çıkarılmışız gezegenlikten sonra…

Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş

Hanoch Levin’in evlilik ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yazdığı bu oyun, İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından bu yıl gösterime sunuldu. Musa Uzunlar ve Ülkü Duru’nun başrollerini paylaştığı bu tek perdelik kara mizah günümüz evliliklerine, belki de geleceğimizdeki hayatımıza ayna tutuyor. Yona…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.