Tablo

Sevmek bir ceylanı gerdanından Ve öpmek omuzlarına kadar. Bir orman ki sadece adı tekil İçinde binlerce öpücük biriktirir. Gözlerine yaklaşmak deniz kıyısında Ve taş sektirmek zamanın oyununda. Tüm zamirleri ve sıfatları yok etmek gerekir Sana seslenmek için sana koşmak gerekir.…

Daima

gitmek daima gitmektir kalmak daima kalmak uzun bir yolculuk istersin bilirim ve bazen kimsenin bilmediği bir ormanda kalmak yollar heyecanlandırır kuşları arabaları takip etmeyi severler sen onları izlemeyi de seversin nereye gittiklerini sormadan uzun mektuplar yazmayı seversin bir de kartpostal…

Basamak

“Unutmak geleceğe adım atmanın ilk basamağıdır.” Bu sabah hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı. Sanki uyumamış, sanki alarm çaldığı için uyanmamış, öylece belirmişti yatağında. Gözleri güneşi fark ettiğinde ruhu bedenine geri dönmüş gibi duruyordu. Sanki biri şalteri kaldırmış ve başlamış…

Kalıp İnsan Manifestosu

Kalıp insanların manifestosunu okuyorum. Pipomun aldığı kadar koyduğum tütün, artık korkutmaya başlıyor beni. Yavaşça su damlası gibi süzülen gözlüğüm takılı kaldı, burnumun ucunda. Bu yüzden görebilmek için kafam hafifçe yukarıya, gözlerim ise aşağıya doğru duruyor. Ancak korkmamam için bir sebep…

Tuval

Oturdu ressam Bir elinde palet Oval bir çehre kullandı Dudakları ciddi Bıyıkları seyrek ve sarı Burnu kemer Yaşadıklarını sıkıyordu Gözleri görmesi gerekenleri görmüş Çizgiler anılarını anlatıyordu Saçları uzun ve seyrek Geçmişi gibi arkadan bağlamış. Baktı ressam Gülmeyen bir adam Yorgun…

Mitolojik Aşk

Sen! Evet, sen! Bilgelik tanrıçası Zeus’un kızı Hatırlar mısın yıkandığın Bartın çayını Üç yolu nasıl da bağlamışsın kendine Sen! Eros! Evet, sen! Hatırlar mısın attığın ilk oku Hani ilk aşklar unutulmazdı Ve hiç sapladın mı kendine Tahta başlayıp demirle biten…

İstanbul’un Penceresi

Bir penceresin İstanbul İnsanlar geçerken Martılar nöbet tutuyor vapurlarında Güneşin renginde Bir telaş Ve gölgeler Dolduruyor pencerenin önünü Bir açsa camlarını Kaçacak insanlar rüyalarından Bir gün daha bitiyor endişesi Doldurmuş şehrin manzarasını Ve güneş batarken Hep hüzün turuncunda Bir penceresin…

Avcumun Dışındakiler

Elini masaya vurup boğazının acımasına sebep olacak düzeyde bağırdı; “Özgürlük istiyorum!” Birden sessizlik oldu. Birbirlerine bakarak saniyelerce durdular öylece. Arka fonda saygı duruşlarındaki siren sesi çalmaya başladı birden. Gözlerinin önüne kırmızı bir film şeridi çekiliyordu sese odaklandıkça. Bakmaya devam ettiler…

Böylelikle Sonuna Geliyoruz

böylelikle sonuna geliyoruz her şeyin sonbaharda güneşin, ağaçlarda meyvenin zor ellerini bırakmak kışa hazırlanırken ama kolay olsaydı tutar mıydım emin değilim sokak kedileri, ev kedilerini kıskanmaya başladığında dünyanın daha güzel olduğunu düşünmüştüm kimsenin olmadığı güz biraz daha çabuk büyümüştüm sonbahar…

Hatırla Bunları

kaçtığım, yara dedikleri zamandan akan bir nehrin öfkesi ile akan ılık bir suyu hissetmekten öte hissetmeyi duyguların ellerinden alan kadını hatırlıyorum gece yarıları her sevmek istediğim soğuk kış aylarında. ne zaman kalabalığa karışsam karışsam dediğim uzaktan baksam onu görüyorum yalnızlık…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.