Çirkin Ördek

Burada olmasam nerede olurdum? Mezarlığa yakın, balık ekmek satan Ardına bedava çay veren o yıkıntının aguşunda mı ? Balık ekmek satan , akabinde beleş cay veren O tek harabeye yakın toprakta mı? Sonrasına verdiği çay ile balık ekmeğini sattığı Çölün…

Nasıl?

Anneciğim enternasyonal bir şiire nasıl başlanır? Bayram çığlığında burjuvaların, koyun mu olmalıyım? Dürtmeli miyim gecenin gündüze değen gözünü? Altın kaseden 14 ayar, İçmeli miyim gümüş benliğimi? Kozmik patlamalar yahut iri titanlar Bir şiirin koyu deminde hiçbir ırkla savaşmadan nasıl gidilir?…

Güzel’e Ağıt

Hüzünlü kadın ellerinin arasından geçiyorum, yok bir dokunan yok bir dur diyen. Gidemeyişler toplamı bu kalmak. Bu öyle bir kalmak ki acıdan hareketsiz, acıdan nefessiz kalmak. Durmadan aynı kelimeleri ardı ardına sıralayıp içi boş cümleler kurup yeni dünyalar yaratmak… Ben…

Umulmadık An

alnım çatlıyor yere düşüyor gönlüm nerede kaybettiğimi bilmeden duymadan anlamadan görmeden bekliyorum en ummadığın anlarda içimde bardaklar kırılıyor kuyularım dolup taşmakta. piç çocuklar ceplerimde atıyorum hepsini kuyu içlerine hediyeler dağıtıyorum koşun ölümsüzlük ellerimde. kan kusan gözümden ağrıyan dizimden bıkıyorum kendimden…

Karpuz Kabuğu

Çöpleri karıştırmaya devam ettim. Bir önceki çöpten bulduğum levye bu karıştırma işlemini kolaylaştırıyordu. Çünkü ulaşamadığım noktalar için kullandığım ağaç dalları biraz güç arttırınca ortadan çatlıyorken, levyeyle bu sorun çözülmüştü. Bu rahatlıkla, karıştırdığım çöpün dibinden bir poşet içinde karpuz çıkardım. Karpuz…

Benim Güzel Fiyaskom

İhtimallerin arkasına saklanıp duran, varlığını sorgulamaya kalkışmadan bütün gün mutfakta patates soyan, kirlenen camları silmek için o artık içine giremediği kırmızı elbisesini kesen, bayatlamış ekmekleri inatla yumurtaya bulayıp kızartan anneme göre ben aptalın tekiyim. Aptal olmanın birinci şartı mutsuz olmak…

Geceye Hayret

Geceye hayret ederken kuşları unuttuk. Ağladık olmadık bir yerinde şarkının Ne dense boştur kaybedilmiş dermanlar için Hükümsüzdür bulanlar camiye teslim etsin. Evet şimdi dinleyebilir sağırlar Körler bakmasın utanıveririm. Seher vakti kaybedip koşarım Miş’li geçmiş zamanlardan, Baş aşağı salın ki çabuk…

Tek Ölmek Ayıp

Çiğ tutmuş ellere kahır yağmakta. Ağlamakta, kendini kaybetmiş Çok şaşalı bir kumar masasında, Soyulmuş başta aşağıya. İşlenen günahlar cabası Sağ çıkmasa iyi yarına. Derken bir bıçak gibi kesmiş gözler Yalvarsa ne hacet Neye yarar ki sözler. Sızlanır kitabını kaybetmiş katib…

Kırmızı Kadın ve Birkaç Bilindik Acı

Tırnak etlerimi koparmamak için oturduğum, öne ve arkaya doğru sallanan sandalye artık yok. Geçen cumartesi perdeleri asarken yolun başında bir hurdacı gördüm ve o paspal halime aldırış etmeden inip sandalyeyi alıp almayacağını sordum. “Çok bir şeyi yoksa alırız abla” cevabını…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

BİZE KATILIN

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Eylül’e kadar gönderebilirsiniz.

37. sayı için tema: “Devrim”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.