Edebi

Sen ve İstanbul

Bir deli İstanbul vuruyor penceremin camına
Gözlerim seçemiyor yağmurlarını
Hava soğuk, yanım ayaz, gecelerim sana
Ulaşamıyor yorgun sesim kulaklarına
Sen yine, o çok kalabalık yabancılıkta
İnsanoğlu vahşi,
Ruhum karışamıyor savaşlarına
Doğuştan yenik,
Doğuştan küçük ellerim
Yetişemiyor şehrin yazgısına.

Bir deli İstanbul’la oturuyoruz şimdi
Dindi yağmurları, soluklanıyor penceremin camı
Nefes alıyor şehir, yorgunmuş meğer gözyaşları
Nasıl anlatayım seni ona
derdi büyük kendinden
Sen ve ben. Küçüğüz daha.
Yarışamaz acımız, oluk oluk akan yarasıyla.
Bana beni anlatıyor
dilimin susacağı var bu gece
Bana beni, bana seni, bana insanı anlatıyor
Sokaklarında koşan çocuklarını
Bir gülen iki ağlayan kadınlarını
Volta atan adamlarını
Bana bizi anlatıyor.
Herkes diyorum
Herkes nasıl da aynı
Dehşetimi içime erteliyorum.
Sıcak bir şeyler ikram ediyor,
Sırtını sıvazlamaya yeltenecek kadar haddimi aşıyorum.
Sen düşüyor aklıma.
Şehrimdeki sen kalabalığı.
Nasıl da benziyoruz İstanbul’la
Sen,
Kalbimin tam ortasındaki kız kulesi
Seni de yıkacak dalgalar yaratacağım elbet
Yokluğun sınıyor şimdi nefsi.
Varlığımız büyük hata.

Bir deli İstanbul kalkıyor
Doyum olmuyor ortak yaralarımıza
Penceremin camı yorgun
Direnemiyor artık yağmurlarına
Sen,
Kalbimin tam ortasındaki galata
Dön.
Yokluğun hiç yakışmıyor İstanbul’a.

Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.