Poseidon’un Maceraları (VII. Bölüm)

by • 10 Haziran 2015 • Devamlı Öykü, RıhtımYorumlar (0)787

Devam ederken…

Biz tanrıların uykuları ağır olur, bir uyumuşum sanki bin yıl gibi gelmişti. Saate baktım durmuş, pili bitmiş deyip çıkarıp attım. Benim at kafalı hatunun hediyesi olduğunu hatırlayıp çöpten çıkarıp koleksiyona yerleştirdim. Üzerimde seksi röpteşambırım ve elimde viskimle kaptan köşküne geldim. Uyumadan önce yazdığım geminin ara yüzüne “bir kahve koy geliyorum” dememle birlikte, “ne koyacam be git kendin alsana salak şey” demesi bir oldu. Anlaşılan çirkef bir arayüz yapmıştım, sarhoşken ancak bu kadar oluyor deyip kaptan köşküne yürümeye devam ettim.

Tam girmiştim ki gemi yan yatmaya başladı. Bir şeylerin çekim alanına girmiştik, kafayı çevirince solucan deliğiyle göz göze geldim. Acaba bu delik de bizim Zeus’un çiftleştiği hatunlardan birinin evladı mı deyü düşünürken, gemi savrulmaya başladı. Ardına “bebişim bizi şu solucan deliğine düzgün bir şekilde soksana” dedim. Yazdığım, benim yarattığım ara yüz “ay girmem o pis deliğe defol git” demez mi. Sinirlenip yumruğu çaktığım gibi geçtim klavye başına saniyesinde daha efendi, daha düzgün, daha yollu bir arayüz yazdım çıktım.

“Sok bizi deliğe” demeden “oyşh delik mi girelim hayatım” demesi bir oldu. Bu, programlama işinde pek iyi olmadığımı düşünmeye başlamama neden olmuştu.

Bilim kankalarımın dediği gibi pek de eğlenceli bir şey değildi delik. Daha çok çöplükten geçiyormuş gibi iğrenç kokular geliyor, elimdeki viski bardağı uzalıp kısalıyordu, tam delikten çıkmamla koskoca bir savaşın ortasında kendimi bulmam bir olmuştu. Tuhaf ve zevksiz gemilerin mancınıkla birbirlerine gök taşı atmalarını saatlerce seyrettim. Einstein kankam haklıydı galiba, taş ve sopalarla gerçekleşen bu savaş hiç de eğlenceli değildi. Nerede bizim o eski Centaur’ların birbirlerine ok atmaları deyip iç geçirdim.

Gördüğüm en adam akıllı geminin yanına bizim külüstürü park edip içeri girdim. Beni karşılayanlara “götürün beni kaptan köşküne” desem de, tuhaf bir aksanla konuşarak “damsız alamıyoruz” demezler mi. “Canımı sıkmayın lan” deyip tokadı patlatmamla birlikte “tamam abi” deyip düştüler önüme. Kaptan köşkünde tipsiz, suratına kezzap dökülmüş bir cüceyle karşılaştım. Üç gözlü bu yaratık bana bakıp “oo abi hoşgeldin namın senden önce yürüyor” deyince noluyor lan deyü irkildim. Meğerse bütün paralel evrene mesaj yollamış at kafalı kankilerim.

Birer bardak viski içerken savaşın sebebini sordum, bin yıllardır devam eden kan davasının asıl nedeni bilinmediği halde devam ediyormuş, hepsi bu durumdan şikayetçiymiş, sorunu çözecek bir babayiğit arıyorlarmış diye sıraladı. Tam o sırada sesin yoğunlaşmasından ışınlanmaya başladığımı fark ettim. Bir anda kendimi gemimde buldum bembeyaz tüylerle kaplı bir dedeyle karşılaştım. “Ne işin var gemimde dede” diye sual edince, “inanma o mendebura seni kendi safına çekmek istiyor, seninle birlikte bu savaşı bitirip bu evreni daha efendi ve daha düzgün bi hale sokucaz” dedi.

Yeni bir görev açılmıştı, “bıktım ulan sizden artık” demem hiç bir şey ifade etmiyordu. “Binlerce yıllık tanrıyım böyle mallık görmedim” deyip gidip yattım yatağıma. “Ben uyucam dede, sen işleri hallet beni uyandır” diye seslendim.

“Tamam evladım sen uyu hallederim” dedi. İçimden bu ne küstahlık, bana evladım diyen adam Tartarus çukurunda çürüyor deyip gömdüm kafayı yastığa.

Tu bi kontinyıd.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir