Poseidon’un Maceraları (IV. ve V. Bölüm)

by • 11 Ocak 2015 • Devamlı Öykü, RıhtımYorumlar (0)833

“Poseidon’un maceraları önceki bölümlerinde.”

Şaka şaka yok öyle bir şey, bir de özet mi geçeyim.

Uzunca bir yolun ardından nihayet verilen koordinatlara ulaştım tam atmosferden içeri girecektim ki sus işareti ile bana ayar vermeye çalışan at kafalı bayan bir hemşire resmiyle karşılaştım. Ardından gemimle birlikte beni ışınladılar, düşmandan korunma protokolleriymiş de bilmem neymiş de “tamam susun be ben sizin davetiniz üzere Dünya’dan geldim” deyince rahatladılar, ‘abi hoş geldin, biz senden umudu kesmiştik, gelmez falan diyorduk’ deyince benim şalterler attı. Tokadı patlatıp ‘oğlum siz benim kim olduğumu bilmiyor musunuz?’ diye çıkıştım. ‘Yok abi bilmiyoruz’ deyince, ‘ha tamam o zaman’ deyip konuyu kapattım.

‘Sorun ne gardaşlar’ dedim, ‘abi sokağa çık görürsün’ dediler. Neyse çıktık sokağa hem normal insan hem de at kafalı olanlar. ‘Bu ne lan’ dedim, ‘bunlar bizim kölelerimiz çalıştırıyoruz, kafamız at olduğu için her işi yapamıyoruz abi’ dedi öncüleri. ‘Aslında altımız at olsaydı iyiydi de üstümüz olunca zor oluyor taşımak’ diye de devam etti. ‘Evet biliyorum, altınız at olanlar da bir boka yaramıyor, ancak savaşlarda falan. Adları da Centaur’ dedim ‘nereden biliyorsun’ deyince ‘bizim dağın etrafında var onlardan, Zeus ile Hera şakalaşırken olmuş onlar’ dedim.

Neyse konuyu geçiştirdik, “ben bunu nasıl çözeyim hem siz insanlara nasıl böyle davranırsınız” deyince, ilk gemide gelip beni öpen sonra ışınlanan at kafalı güzel geldi, ‘ooo atcığım sende mi buradaydın’ dedim ‘evet’ dedi ve şap diye yapıştırdı öpücüğü. Ben hem sinirlerime hem de şehvet  duygularıma hakim olmaya çalışırken “kızım orucum zorlama beni” dememle birlikte durdu. Daha sonra “abi suyumuz yok, abi şu yok, abi bu yok” diye diye bi ton iş yaptım. Tamam teknoloji falan iyi de kullanamıyor salaklar. Ne demişti Kızılderili abimiz “Son nehir kuruduğunda son ağaç kesildiğinde son balık tutulduğunda son geyiğe tecevüz edildiğinde beyaz adam paranın yenilecek bir şey olmadığını anlayacak” böyle bir söz olması gerekirdi ve tam da bu durumu özetliyordu. Var olan bütün ufak tefek işleri bitirince sıkıldım “beni koskoca poseidon’u buraya bunun için mi çağırdınız lan” diye atar yapınca, komutanları “yok gardaş aslında biz neden böyle at kafalı olmuşuz onu öğrenmen için çağırdık” dedi. Nasıl öğreneceğim deyince, “bizim bilim adamlarından biri zaman makinesi yaptı, geçmişte geri gidince öğrenirsin abi” dedi. Siz niye gitmiyorsunuz deyu sordum, meğersem adam kapıyı dar yapmış bunların kafası sığmıyormuş. “Lan oğlum hasta mısınız değiştirin kapıyı” dedim “abi öldü bizim bilim adamı, biz de dokunmadık seni bulduk getirdik” dediler. Tabii ben bunu yer miyim, yemem. “Olan bana olacak ib..eoğullarına bak” diye içimden küfürler ederken “tamam yaparım ama 2 katı paranızı alırım” dedim. Hoş dünyada işler kesat aslında kesat değil de, canımızı tehlikeye atıyoruz o kadarına da değsin dedim.

Bunlar çalıştırdı makineyi bindik Ya Allah derken hop bi baktım başka zamandayım ortalıkta hiçbir şey yok, etraf hep dutluk. Tövbe estafurullah doğruymuş lan bu söz dedim, bir daha bastım düğmeye. Hop başka bir zaman bu seferde fındıklar fıstıklar, fıstık gibi kızlar etrafta çalışıyorlar derken bunlar da at kafalı olduğunu fark ettim tövbe bismillah deyip bir daha asıldım düğmeye. O an hatırladım ki, yaba şimdiki zamanda kalmıştı oysa ben geçmiş zamandaydım, yabayı alabilmek için gelecek zamana gitmem gerekirdi ama gel gör ki benim grammer falan hepten zayıftı. Gelmişini… Geçmişini… dedim yine bastım düğmeye, sağa sola bakınca at kafalı kimseye rastlamadım. Sağa sola bakınırken uzaktan bir ev gözüme çarptı eve yetişip kapıyı tek hamleyle omuzlayınca bir de ne göreyim 1.78 boylarında beyaz tenli mavi gözlü siyah saçlı bir afet. Hemen bir soruşturma zavallı dul kalmış kocası savaşta ölmüş  biraz samimiyet şakalar espriler derken yanlışlıkla seviştik, şakalaşırken olmuştu her şey. Tam burada mı kalsam yoksa kızı da yanıma mı alsam derken vicdanım el vermedi “Bebeğim olay şöyle böyle” diye anlatmaya koyuldum ağlamaya başladı üzülme geri döneceğim deyince de yedi. İçimden “ne dönücem be” dedim kaçtım…

Tekrar yola koyuldum tam bir mağaranın önünden geçiyordum ki “o da ne?!” Öküzün teki almış atını geçmiş arkasına (bu sahne 15+ içermektedir). Evet suçlu bulunmuştu, kulağından tutup “evladım sen ne yaptığının farkında mısın” diye bir soru yöneltince: “Abi su yok ekmek yok” diye cevap verdi. “Ne alakası var” deyip bir güzel patakladım. Tam o anda oruç olduğumu hatırladım, kız yüzünden orucum gitmişti. Evet 61 gün daha tutacaktım şimdi çok sinirlendim. Adamı evire çevire dövdüm, ”lan senin yüzünden at kafalı insanlar türeyecek, hiç insan atı si…” diyecektim ki durup  soluklandım zaten gitmişti oruç, açtım ayranı içtim. Sonra da “bak yeğen, bu durum böyle olmaz, senin yüzünden ileride sab-ı sübyanlara ‘ehehehe at kafalı’ diye şakalar yapacaklari onlar üzülecek, isyan çıkacak, işler büyüyecek. Şimdi bu yolu tut, orada mavi gözlü bir hatun var, benim yolladığımı söyle, mutlu mesut geçinin” dedim.

Çıktım bizim makineye doğru yürümeye başladım, aha bulamadım falan derken buldum neyse ki bir şey gelmemiş başına, o zamanlar insanlar daha temiz, tabii atlarla sevişmeleri dışında. İşte o esnada kafama dank etti bir şeyler, ben zaman ve mekanın çizgisini bozmuştum. “Allah affeder ama kelebek ne olacak” dedim, ya paramı vermezlerse ya beni hatırlamazlarsa deyu düşünürken aklıma o mükemmel söz geldi. ”Korkunun ecele faydası yoktur yeğen” dedim kendime. Evet şizofreni olma yolunda emin adımlarla ilerliyordum, bindim taym meyşına bastım düğmeye, hop bi baktım yatak odasındayım 2 kişi sevişiyor. Adam “noluyor lan” dedi “abi kusura bakmayın siz devam edin ben bölmiyim” dedim ve bir daha bastım düğmeye.

Neyse ki ikinci sıçrayışta doğru zamanı buldum, çıktım bilim merkezine kimse yok ortada, başta bir korku öldü mü lan bunlar, bıraksaydım da keşke adam atla sevişse miydi derken hop içeri daldılar hepsi insan olmuş kafalar normal. Yanıma aynı benim mavi gözlü gibi biri yaklaştı “bizi kurtardın kahramanım” deyip şap öptü. Hemen tanıdım öpüşünden “ooo bebeğim insan iken de at gibisin” dedim ardına tokadı patlattım “lan sana benzer biri yüzünden oruç gitti” dedim. Neyse şakalar espriler derken gülüştük, hadi arkadaşlar verin paramı ben gidiyorum dedim, “abi adına yemek falan verildi, hem bu kız sana aşık al bunu da götür” dediler. Kıza baktım evet bu götürülürdü ama bunu götürürsem ne olacaktı. Yeni bir sayfa açmam gerekecekti, “aman boş ver yeni sayfayı” dedim, o gecelik kızla seviştim, “ben yine gelcem” deyip kızı yatakta bırakıp kaçtım. Muhasebeden parayı alıp malzemeleri yüklettim “buralar eskiden dutluktu lan” deyip son esprimi patlattım ve koşa koşa gelen hatunu gördüm “yine gelicem bekle beni yerim belli yurdum belli, olmadı yaz tatilinde sen gelirsin” deyip atladım gemiye koyuldum yola. Taym meyşın da tabii ki yanımda.

At kafalılarla olan maceram bitti. Ama eve dönüşte ne heyecanların beklediğini nereden bilebilirdim ki…

Tu bi kontinyıd…

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir