O Dokundukça Ben Yazdım

by • 10 Haziran 2015 • Deneme, RıhtımYorumlar (0)1114

Tanrı, bana bir kalem verdi, “Al” dedi. “Yaz!”

Günler, aylar, yıllar geçti. Yazdım durdum sürekli. Şiir yazdım, deneme yazdım, makale yazdım, haber yazdım, geleyazdım. Az daha, öleyazdım…

Aşkı yazdım, dostu yazdım, umudu yazdım, umutsuzluğu yazdım, mutluluğu ve mutsuzluğu yazdım. Ben bir kış gününde, hissedileni yazdım.

Güneş doğdu ben yazdım. Gece doğdu ben yazdım. Geceleri güneş olmaz dediler; gecelerde de güneşin doğabileceğini yazdım. Gündüzleri, gece olmaz dediler; umutsuzluğa düşenler için, en aydınlık günlerin bile, gece olacağını yazdım.

Bilmediğimiz milyonlarca sır varken, kendimizi nasıl da “bilgili” ilan ettiğimizi yazdım. Bildiğim 3 gram bilgimi, bütün herkese anlattım.

Bazen bir tebessüm oldu yazdıklarım. Bazen bir gözyaşı oldu yazdıklarım. Bazen bir tebessümün kenarından süzülen gözyaşı da oldu yazdıklarım. Kimi zaman, derdine derman oldu yalnızların. Yalnızlığına dost olmuşluğum da vardır, yıldızların.

Yazdıklarımı okurken sigara yakanların, dudaklarının arasından çıkan dumanlarına doluştu cümlelerim. Aşkını ilan etmek isteyen aşıkların, boğazında düğümlendi cümlelerim. İsyan eden asilerin, yumruklarında aşındı cümlelerim.

Ben aslında bir cümleydim, basit, sıradan.

Sonra bir melek gönderdi Tanrı, “Gör” dedi “Yaz!”

Korktum, başladım yazmaya.

Varlığı gördüm ve yazdım. Yokluğu gördüm ve yazdım. Mutluluğu gördüm ve yazdım. Yüreği gördüm de yazdım.

Bana bir dokundu Melek. Gözlerim kapandı. Karanlığı gördüm ve karanlığı yazdım.

Bana bir daha dokundu Melek. Gözlerimi açtım. Açtığımda Filistin’deydim. Filistin’de yaşanan zulüm ben oldum, yüreğim parçalandı. “Ben zulüm” dedim. Ben zulüm oldum, kendime katlanamadım. Bu kadarı bana bile fazlaydı, yazdım. Filistin’in dramını yazdım.

Melek geldi dokundu bana. Gözlerim kapandı. Karanlıkta kendimle boğuştum. Kendimi alt ettim. Bunu yazdım.

İkinci dokunuşunda Melek’in, açtım gözlerimi. Gözlerimi açtığımda Afrika’daydım. Afrika’daki kanlı savaş, ben oldum. Afrika’daki açlık, ben oldum. “Kanlı savaş benim! Açlık benim!” diye haykırdım. Haykırışlarımı yazdım. Kendimden nefret ettim. Ben bile bu kadar cani olamam dedim. Kendimi öldürmeye çalıştım, yapamadım. En azından yazdım.

Melek bana sürekli dokundu, ben sürekli yazdım. Kimi zaman katliam oldum, kimi zaman zulüm. Bir kitap oldum, tarihi çarpıtan. Bir tarihçi oldum, yalan yanlış savundum her şeyi. Bir araştırmacı oldum, araştırmadan insanlara aktardım bilmediklerimi.

Gitmedim, görmedim; ama yazdım. Bilmedim, duymadım; ama yazdım.

Ben, her şeyden önce bir İnsan’dım. İnsanlığımı unuttum, bir çok yola saptım. Bir çok şeyi görmemezlikten geldim. Duydum da duymamazlıktan geldim. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedim, o yılan bin yıl sonra geldi bana dokundu. O zaman fark ettim, bana dokunmadan da bir şeyler yapmalıydım yılan için.

Melek vardı ya, geldi dokundu bana.

Gözlerimi açtığımda Karabağ’daydım. Hocalı’da öldürülen 3 yaşında bebektim, 10 yaşında kızdım. Hocalı’daki acıydım, gözyaşıydım. “Ben gözyaşıyım!” dedim, aktım. Ve aktığım yanaklarda, kanla karıştım.

Ben Hocalı’daki kanlı gözyaşı, beni unutmayın. Yüzlerce insanın gözlerinden akarken temizdim, bedenlerinle kanla karıştım.

Ben Hocalı’daki kanlı gözyaşı, beni unutmayın. Bazılarının gözlerinden akarken, boyunlarında kanla karıştım. Boyunlarından, toprağa düştüm. Bedenleri yoktu.

Ben kanlı gözyaşı oldum, yeryüzüne düştüm. Bir gözyaşı ağacı büyüttüm, unutulmamak adına ve yazdım.

Ben Hocalı’daki kanlı gözyaşı, beni unutmayın. Beni ve benim gibi, dünyanın diğer bölgelerindeki kanlı gözyaşlarını, bizi unutmayın.

Çünkü bizi unutursanız, bir gün siz de kanlı gözyaşı olursunuz.

***

Ben bir kalemdim ve her zaman, düşündüklerimi yazdım. Bazı yazılarımı yazarken, kendi gözyaşım oldum, kıyafetlerime aktım…

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir