Neden Yeraltı?

by • 25 Ekim 2014 • Deneme, RıhtımYorumlar (0)882

“Şimdi bana sorsalar, vaktinde savaşımın içine soktuğum tüm bu insanları kendi ellerimle boğardım. Şunlara bakın hele, on binlerce ve hatta yüz binlercesi bir araya gelmiş ve benim için mi savaşıyorlar? Bunların körlükleri bir gün beni delirtecek! Yeter artık! Benim savaşım öğretilerimdi, sizin o saçmalıklarınız değil!

Ben sizlere hükmedin diye bir şey söylemedim! Sadece ‘onların egolarını ortadan kaldırın’ dedim. Şimdi sizler karşıma dikilmiş ve benim yönetici mi olmamı istiyorsunuz? Ben size ‘yeni bir topluluk kuralım’ demedim! Sizleri yönetecek olan da ben değilim! Sizsiniz, siz! Bunu anlamanın neresi zor?

Şu şaşırmışlara bir bakın hele! Ne yiyeceklerini dahi bana sorar oldular! Sizlere ne yapacağınızı anlatmayacağım fakat sizlere büyük bir sabırla, tekrar, öğretilerimi sunacağım! Bunlar sadece tavsiyemdir. Ben bunca başıboş ruha çobanlık yapabilecek birisi değilim!

Sen! Evet, sen! Gel buraya çocuk! Dön arkana ve gözünle akrabalarını ara! Buldun mu hiçbirini? Peki ya sen? Hey genç, sana soruyorum! Var mı akrabalarından hiç kimse burada? Sizler kafayı sıyırmışsınız ve artık ben sizlere bekçilik yapamayacağımı söylüyorum! Son kez o kürsüde veda konuşmamı gerçekleştireceğim. Bu dünyada benim savaşıma katılan kaç kişi varsa hepsine haber verin.

Benim vedam düşüncelerinize veda etmem anlamına gelmeyecek. Onları yaşatacak olanlar yine sizlersiniz! Ancak benden sizleri yönetmemi beklemeyin! Sizlere duymanız gerekenleri zaten anlattım ve son kez, buğulanmış gözlerinizi netleştirmek için, anlatıp vedamı sunacağım!”

“Alnının çatına isabet eden kurşundan hemen önce, tam olarak bunları anlattı…” dedi Görkem. Arkadaşı bu konuşmayı pek ilgi uyandırıcı bulmadığı için elindeki cep telefonuyla ilgilenmeye devam ediyordu. Görkem masanın ucuna kadar çekmiş olduğu bardağından son bir yudumla çayını bitirdi ve “Yani, adam bizlere vedasını sunamadan göçtü ve vedasının konularının ne olduğu da belli değildi…” dedi. “Aslı, beni dinleyecek misin yoksa gitmemi ister misin?” diye sordu Görkem. Aslı’nın o esnada internette oynadığı bir oyundan en yüksek puanı alması gerektiği için bu soruya cevap bile vermedi. Görkem ayağa kalktı, hesabı ödedi ve Aslı’ya haber vermeden çekip gitti…

Görkem yürüyüşüne devam ederken aniden telefonu titremeye başladı ve hemen telefonunu kontrol etti. Bir adet mesaj gelmişti “Sen bugünlerde oldukça garip davranıyorsun”. Görkem mesajı atan kişinin Aslı olduğunu tahmin etmişti zaten. Yürüyüşüne devam ederken tekrar telefonu titredi “Neredesin söyle. Yanına geliyorum…”. Aslı hatasını anlamış olmalıydı ve Görkem ile tekrar görüşmek istiyordu.

Görkem gitmekte olduğu yeri Aslı’ya mesaj atarak bildirdikten sonra yürüyüşüne devam etti. Saat neredeyse dışarı çıkma yasağına yaklaşıyordu ve bu durum Görkem’i oldukça huzursuzlandırdı. Aslı’yı arayarak daha çabuk olmasını söyledi ve Aslı da hızlanarak Görkem’e yaklaştı. “Sence, eve gidecek kadar vaktimiz kaldı mı?” diye sordu Görkem. Aslı, her zamanki sakinliği ile cevap verdi “Az ileride bir sığınak olacaktı. Bu geceyi orada geçiririz, yarın da evlere dağılırız…”

Görkem ve Aslı, bahsi geçen sığınağa gittiler ve orada kendilerinden başka kimse olmadığını anladıktan sonra içeri girip kapıyı kilitlediler. Bu sığınaklar, zamanında evinde olamayan bireylerin canından olmaması için devlet tarafından tasarlanmış ve ücretsiz olarak herkesin kullanabileceği sığınaklardı. Görkem ve Aslı hemen gitmeleri gereken 3 kat aşağıdaki bölmeye girdiler ve orada da içeri girdikten sonra kapıları kilitleyerek beklemeye başladılar.

“Aslı, bir şey söylemek istiyorum da, sen bu durumlara nasıl bu kadar çabuk alışabildin? Daha on yıl öncesine kadar yeryüzünde yaşayanlar bizlerdik, onlar değil. Sence yerin dibinde yaşamayı hak eden bizler miyiz?” dedi Görkem. “Görkem, çok fazla düşünüyorsun… Ne dediler? Yakın bir zamanda zaten bu evreni terk edeceklermiş… Biraz sabretmeni istiyorum senden… Bırak artık şu hak hukuk hikayesini.” diyerek yanıtladı Aslı, ufak bir dolabın içerisinden battaniyeyi çıkartırken. “İyi de, onların gerçekten var olup olmadıklarını ile bilmiyoruz. Belki de bize izletilen bütün o videolar kurmaca idi? Olamaz mı yani, cebinde parası bol olan insanların yapabilecekleri bir şey değil mi bu?” Görkem, Aslı’nın uzattığı battaniyeyi aldı ve seçmiş olduğu yatağa uzandı…

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir