Mozita

by • 13 Ağustos 2017 • DemlikYorumlar (0)121

(Bu bakire bir fahişenin, Fahişe Mozita’nın öyküsüdür, sonu olmayan, asla bitmeyecek olan…)

“Aşk karın doyurmaz derler, hakları var, doyurmuyor. Neyse ki benim karnım değil, kalbim aç,” der Mozita.

Artık lal olmuş bir dilde, bakire demektir Mozita.

Ve bir fahişedir Mozita, na-malum Bakireler Diyarı’ndaki bir genelevde.

Dilsizlerin dilinde şarkılar söyler her gün…

Kelimelerinin yoktur dili, müziği ise bir nefes alıp vermedir.

Aldığı nefesi verir, bedenini verir, olmayan sesini, sessiz şarkılarını… Karşılığında doyar karnı.

Oysa karnım değil, kalbim aç der fahişe Mozita.

Ah, bir bilsem hangi kuş cıvıltısı doyurur kalbinin açlığını…

Bir bilsem… Kuş yuvası olur, çıkardım her ağaç dalında, her çatı aralığında karşısına, ah, bir bilsem…

Bir bilsem bilmediğimi, bildiğimi sandığım her şeyi, kapansam ayakları dibine, öpsem teker teker her bir ayak parmağını, gözyaşlarımla yıkasam…

Ve ölümlerden ölüm beğensem gözyaşlarımla pak olmuş ayakları dibinde.

Bir eski çağ sonbaharında rastlamıştım ona, solgun bir gökyüzünün gözyaşlarını serptiği, çileden çıkmış rüzgârların yalayıp geçtiği sokaklarından birinde Endülüs’ün.

Beline kadar inen simsiyah saçları çarpmıştı yüzüme, geçerken ben önünden, daracık, olmaz olası bir sokaktan, o sokaktan.

Ah Mozita, bilemezdim ki o an, o soğuk, o kasvetli havada, ait olmadığım hiçbir yerden birisi olan o yerde, delip geçerken içimi kapkara gözlerinden bana doğru fırlayan bakışların, bilemezdim Mozita, bilemezdim evimin önünde olduğumu.

“Hey yabancı, ısınmak istemez misin, üşür gibi bir hâlin var?.. ” diye sormuştu bana o titrek, tok, annemsi sesiyle.

Ve tutmuştu buz kesmiş elimden, can havliyle, kaçan avını yakalamak istercesine.

Ben, bir evsiz, ta doğuştan yersiz yurtsuz, dururken evimin önünde, senin, bir bakire fahişenin, nasıl da titremişti içim, nasıl da soğuktan donmuş alnımdan süzülmüştü ter damlaları…

Ah Mozita, bir deve kuşu olmak vardı o an, gömmek başımı kuma…

Yoktu… Yoktu ya, yetmezdi de. Hiçbir kum yetmezdi cılız bedenimi o bakışlarından kurtarmaya. Ve yüzsüz yüzüm, soyunamazdı mümessilliğine kekre mevcudiyetimin.

Ne utanç, ne utançtı Mozita, tir tir titremesi bedenimin bedenin karşısında.

Sırasıyla belirmişti kareler gözümün önünde; loş ışıklı, yıkık dökük bir otel odası, çırılçıplak bedenler, kan ter içinde inlemeler; “Sabaha daha çok var Yabancı…”

Adını ilk o gece öğrenmiştim, teninin kokusunu, ilk o gece şahit olmuştum bir fahişenin bakire oluşuna, ilk o gece ısıtmıştı tenimi teni.

Lakin olmadı son… Haftalarca, aylarca… Gündüzleri aylak aylak gez toz, olmadı bul bir köşe bucak, vur kafayı yat uyu… Güneş çekildi miydi de, soluk almaya gidilir dapdar bir sokağa, o sokağa; Param yok!

“Olsun, ben bakireyim zaten.”

Üç yıl, üç ay, üç gün, üç saat, üç dakika, kim bilir, belki de sadece üç saniyeydi Mozita, bedenlerimizin birliği, bu amansız düşman karşısında, varoluş karşısında… Sonsuza dek sürecek bir üç saniye, buz kesmiş avuç içimi terleten, Mozita, bakire fahişem; Ellerin neden cehennem kadar sıcaktı ki?

Nicedir unutmuştum seni, adını, teninin sıcaklığını, kokunu…  Hangi hukuk kitabında böylesi bir cürüme vardır uygun bir ceza? Eski Ahit mi, yoksa yenisi mi?

Bilmem hatırlar mısın, bir gece bana, “Ben tanrı olamam, çünkü tanrılar sevişmez” demiştin ve ben demiştim ki sana, ben sevişmeyen Tanrı’ya Tanrı demem. Şimdi diyorum ki sana sevgili sevişen tanrım benim, bir gece vakti, ıssız, loş ışıklı bir sokakta, gizli saklı, üstü kapaklı doğurduğun piçinim senin.

Lakin cürmün büyüğü sendedir, bilesin… Bir gece yahut sabaha karşı uyanıp da göremedim ya seni yanı başımda, seni görmeyen gözü ne diye açık tutayım deyip de yumdum gözlerimi Mozita. Her uyandığımda yoktun… İşte hep bu yüzden uyudum, uyudum, uyudum… Bir gün bir uyandım ki, günler ay olmuş, aylar yıl, yıllar asır. Mevsimlerden sonbahar değildi, mevkilerden de Endülüs. Sen yoktun ya Mozita, artık bakire de değildi hiçbir fahişe.

Yazan: Mehmet Nazım İlgin

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir