Merkezkaç Kuvvetine Karşı Direnmek

by • 11 Aralık 2016 • Deneme, RıhtımYorumlar (0)406

‘‘El âlem ne der, hapishanesi’’

El âlemin ne düşündüğünün sancısıyla hayatını berbat edip bunalımlara girmek… Şüphesiz ki bireyselleşemediğimizin en büyük kanıtıdır. Çoğu insan bu hapishanede tutuklu olduğunun farkında bile değildir. Kendi duygularınızın “el âlem”in düşüncelerinden değerli olduğunun farkına vardığınızda kapıların ardına kadar açıldığı bir hapishanedir.  Kim, neden bizim duygu ve düşünce dünyamızdan daha değerli olsun ki? Bazen sırf yalnızlık çekmemek ve kabul görmek adına, bile bile kendimizi buraya hapsediyoruz. Özgürlüğümüzün anahtarıyla o kapıyı üstümüze kilitliyoruz. İşin özü; herkesleşmek için özgür olmaktan daha fazla çaba sarf ediyoruz da farkına varmıyoruz. Peki, nerede kaldı özgür irade ve düşünme kabiliyeti? Ne uğruna onu hiçe saydığımızın farkına iş işten geçtikten sonra varıyoruz ve bir bakıyoruz ki koca bir ömür heba olup gitmiş, üstelik artık telafisi de mümkün görünmüyor. Ya kendini ve etrafındakileri kandırarak yaşayanlara ne demeli? Bu noktada kimi suçlamalı, kişiyi mi yoksa bu baskıyı yaratan etkenleri mi? Her çağda var olan “el âlem ne der” merkez kuvveti yalnızca israf olmuş zamandan başka bir şey bırakmıyor geride.  O zaman bu kuvvete kendimizi yaşamak istiyorsak direneceğiz.

Emile Zola ne diyor: “Bu dünyaya ne yapmaya geldiğimi sorarsanız, cevabım şu olacak; Hayatımı yüksek sesle yaşamak için buradayım.”

Şimdi ben sana soruyorum: ne için bu hayattasın? Başkalarının beklentilerini karşılamak için kendi ihtiyaçlarını yok saymak için mi, gizli saklı özünü yaşayıp, el aleme şirin görüneyim diye içinde birkaç kişilikle savaşmak için mi. Yoksa ben buyum, ben böyle istiyorum diyebilme cesaretini gösterip ruhen sağlıklı kalabilmek için mi? Şunu bilmeliyiz ki bir topluma uyum sağlamak ayrı, sürekli o topluma göre hareket etmek ayrı bir şeydir.

Bir başkasının hayatı için doğru olan, bizim için tamamen yanlış bir şey olabilir. Ve bu yanlışı bile bile kabul etmek, akıllı bir insanın yapacağı bir eylem değildir. Şahsen süper ego tarafından ele geçirilmiş bir yaşam biçimini bugüne kadar asla kabullenmedim, kabullenmeyeceğim de. Çünkü ben buradayım, ben de insanım, benim de duygularım var, ben de düşünüyorum. Bütün bunlar benim için her şeyden değerliyken sırf birileri yanlış bir söz söyler de bunu duyup üzülür kırılırım diye kendimi, insanlığımı yok sayamam. Ben kırılsam da kırılmasam da, duysam da duymasam da onlar zaten konuşuyorlar. Kendi içlerinde veya bir başkasına… En doğrusu; olması gerektiği kadar kulak verip, olması gerektiği kadar hiçe saymak…

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir