Kral Katili Güncesi: Kvothe’den Sevgilerle

by • 11 Ekim 2015 • Kitap, Kitap İncelemeleriYorumlar (0)1363

kingkiller-chroniclesŞunu kesinlikle söyleyebiliriz: Fantastik edebiyat bundan 10 yıl öncesinden çok daha hareketli ve üretken. Son yıllarda yazılan fantastik kitapların sayısı bir yana, kaliteleri de üst seviyede. Bunların en güzel örneklerinden birisi Patrick Rothfuss’un “Kral Katili Güncesi” serisi.

Kitabın dünyası ise, var olan kült serilerden çok farklı. İnsan dışında farklı bir ırkın olmadığı dünyada büyü çok önemli bir konumda (Feyler bu konuda tek istisna sayılabilir. Fakat onların da insan suretine ne kadar benzediği düşünülünce bu detay göz ardı edilmiştir). Büyü -ya da diğer bir deyişle sempati- kesinlikle yaygın değil ve öğrenmek isteyenlerin gidebileceği bir “Üniversite” bulunmakta. Elbette evrende bolca fantastik yaratık bulunmakta, fakat medeniyetin yakınında göremeyeceğiniz bu yaratıklar normal insanlar için tehdit değil. Kitabın ana karakteri ise Kvothe. Gezgin bir kumpanyacının oğlu olan Kvothe, büyüdüğü ortamın da etkisi ile oldukça yetenekli bir müzisyen ve aktör. Bir beyefendiden öte, bir hırsız. Aynı zamanda kendini beğenmiş, fakat bir o kadar da zeki ve mantıklı. Kitap tamamı ile Kvothe’nin hayatı üzerine kurulu. Hatta 3. tekil şahıs ağzından değil, direk Kvothe’nin ağzından dinliyoruz hikayeyi. Yan karakterler sürekli olarak değişse de, Denna’yı (ki kendisi esas kız olur) ve Bast’ı (Kvothe’nin çırağı) kitabın her yerinde karşımıza çıkmasından dolayı yan karakterlerden sayabiliriz.

Biyografiden hoşlanmıyor olabilirsiniz. Size verebileceğim iyi haber ise kitabın uzun bir hikaye şeklinde anlatılıyor olması. Diğer bir iyi haber ise kitap ile ilgili herhangi bir kötü haberin bulunmaması. Genel hatlarıyla Kvothe’nin ailesi ile geçirdiği yaşamı, sonrasında Üniversite’ye nasıl gittiğini ve başından geçen maceraları anlatan kitap, amiyane tabirle su gibi akıp gidiyor. Yazarın dil kullanımı oldukça yerinde ve baş döndürücü. Bana kalırsa Rothfuss’un en büyük başarısı karakter ile okuyucuyu mükemmel bir şekilde manipüle edebiliyor olması. Kitabın bir yerinde Kvothe için üzülürken bazen kızıyor, bazen de tıpkı siz aşık olmuşsunuz gibi kalbiniz ağrıyor gibi hissedebiliyorsunuz. Bu başarıda hikayeyi anlatanın Kvothe olmasının etkisi büyükken, maceralarının okuyucuyu heyecanlandırıyor olması da bir başka etken.

İlginç olan şey ise kitapta anlatıldığı kadarı ile Kvothe hikayesini anlatırken bir savaş yaşanmakta. Bu savaştan kaçan ve adını Kote olarak değiştiren kahramanımızın hikayesi anlatılırken tam bir amacın empoze edilmemiş olması. Evet Kvothe, Denna’nın peşinden koşuyor, evet Üniversite’de efsanevi olaylar başından geçiyor.  Fakat kitabı anlatış tarzına bağlı olarak nasıl sonlanacağına dair hiçbir fikriniz yok. Yüzüklerin Efendisi’nde eninde sonunda güç yüzüğünün yok edileceğini tahmin ediyorduk. Tıpkı Zaman Çarkı’nda Karanlık Varlık’ın yok edileceği gibi. Bunlar bir okuyucunun altıncı hissine dayalı tahminler, fakat birkaç istisna yazar dışında çoğu yazar ana karakterinin ulaşmak için çabaladığı şeyin hüsranla bitmesini istemez (George Martin’e selamlar). Öte yandan bu tarzın belli avantajları da bulunmakta. Zira okuyucu sürekli olarak mikro olaylarla ilgilenirken büyük resim diye bir şey olmadığı okuyucuya bildiriliyor ister istemez. Kvothe’nin maceraları bu kadar göz kamaştırıcı ve okuması zevkli olmasaydı, şüphesiz kitabı çok satanlar bölümünde görmezdik.

Kvothe genel hatlarıyla uzun, kıvırcık saçlı ve lavtada oldukça başarılı bir genç. Kendisinin kapasitesini bildiği için aynı derece büyük egoya sahip olan karakter, sempati konusunda da çok iyi. Serinin büyük bir bölümünde yoksulluk çeken ve ikinci kitabın sonlarına doğru bu yoksulluktan kurtulan Kvothe’nin hayatında parasızlığın büyük rolü var. Parası olmadığı için sokaklarda dilenen, bıçaklanan ve çöplerden yemek toplayan karakterin yoksulluğu Üniversite’ye gittiğinde de bitmiyor. Buna rağmen onurlu bir yaşam süren Kvothe’nin hayatının aşkı ise Denna. Birçok okuyucu tarafından sevilmeyen Denna da yetenekli bir müzisyen. Kvothe ile ilk karşılaşmaları Kvothe’nin Üniversite’ye gitmek için yaptığı yolculukta gerçekleşirken, Denna ilerleyen sayfalarda sayısız defa karşımıza çıkıyor. Uzun bir süre aynı yerde kalmayan ve erkeklerin ilgisini sürekli olarak üstünde toplayan Denna ile Kvothe’nin ilişkisini okumak oldukça eğlenceli. Bu ilişkinin çok fazla işlenmemesi, daha doğrusu hikayelerin arasına serpiştirilen diyaloglar ve karşılaştırmaların ustaca okuyucuyu yönlendirmesi, bu diyalogları okumanın sıkıcı olmasını engelliyor. Hikayenin diğer yan karakterlerinden olan Bast hakkında ise söylenecek çok fazla şey yok. Kendisi bir fey prens olup Kvothe’nin şüphesiz Kvothe olduğu zamanlardan çırağıdır. Hırçın fakat Reshi’sine (fey lisanında usta demektir) oldukça bağlı, aynı zamanda onu çok seven ve eskisi gibi olması için her şeyi yapabilecek birisi. Kvothe’nin eski hayatına dair detayları kendisine sürekli olarak hatırlatarak Reshi’sinin eskisi gibi olması için çabalayan Bast, seri boyunca başarısız oluyor.

Kral Katili Güncesi’nin orjinal olarak 3 kitap olması düşünülmüş. Fakat ilk iki kitap boyunca o kadar çok şey anlatıldı ve buna bağlı olarak bir çok soru ortaya çıktı. Kötü olan şey ise bu soruların büyük bir bölümünün cevapsız bırakılmış olması. Tahminen üçüncü kitap ya iki bin sayfa olacak, ya da seri ister istemez uzatılacak.

Seri, son dönemin en başarılı kitaplarını içeriyor. Kısa sürede okuyacağınıza ve okuduğunuz hiçbir satırdan sıkılmayacağınıza dair garanti verebilirim. Seri sizi o kadar çok etkileyecek ki lavta çalmayı bile düşünebilirsiniz. Ya da önünüze gelen içeceğe bakıp “Bunun içinde ne var?” sorusunu sorabilirsiniz. Üzgünüm, gerçek dünyada size “Bal arıları ve Bredon biracıları” cevabını verebilecek bir Auri yok.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir